Kahire'nin kalbinde yer alan bir mahkeme, uyuşturucu ticareti şüphesiyle yargılanan bir grup sanığın dosyasına son noktayı koydu. Bu davada, popüler televizyon sunucusu Sarah Khalifa da yer alıyordu. 28 sanığın tamamı, organize suç örgütü faaliyetlerine karışma suçundan yargılanırken, mahkeme 12 kişiye, bunlardan 9'una ömür boyu hapis ve 7 kişiye ise beraat kararı verdi. Bu karmaşık süreç, Khalifa'nın geleceğini belirsiz bırakırken, adalet anlayışına dair önemli soruları da beraberinde getirdi.

Khalifa, uzun yıllardır ülkenin en çok izlenen suç programlarından birinin sunuculuğunu yapıyordu. Ancak, Nisan 2025'te başlatılan soruşturma kapsamında, uyuşturucu kaçakçılığı şebekesiyle bağlantılı olduğu iddia edildi. Soruşturma sonucunda 750 kilogramın üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilirken, Khalifa'nın da bu şebekeye dahil olduğu öne sürüldü. Sunucu, suçlamaları şiddetle reddederken, avukatları kararın temyize açık olduğunu ve itiraz edeceklerini duyurdu. Mahkeme salonunda, kararın okunması sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Khalifa, ailesinin değerlerine ve inançlarına vurgu yaparak kendini savunmaya çalıştı. ‘Ailem beni iyi yetiştirdi, onlar ibadet eden insanlardı. Uyuşturucu parasına ihtiyacım yok’ diyerek, iddialara karşı güçlü bir argüman öne sürdü.

Olayın ilginç bir özelliği ise Khalifa'nın televizyon kariyerinin yanı sıra estetik cerrahi kliniği ve etkinlik prodüksiyon şirketinin de sahibi olmasıydı. Bu durum, onun sadece bir sunucu değil, aynı zamanda bir iş insanı olduğunu da ortaya koyuyordu. Ancak, idam kararı bu ayrıntıları da göz ardı etmiyor ve Khalifa'nın suçlu bulunması durumunda karşı karşıya kalacağı sonuçları gösteriyordu. Kararın, Mısır Başmüftüsü'nün görüşüne gönderilmesi, hukuki sürecin daha da uzamasına neden oldu. Başmüftünün görüşü, mahkeme için tavsiye niteliği taşımasına rağmen bağlayıcı değildi. Mahkeme, Başmüftünün görüşünü dikkate alarak, idam kararlarını kesinleştirdi.