Küresel enerji piyasasında tansiyon yükselmeye devam ediyor. Orta Doğu’nun istikrarsızlığı, küresel ticaret akışlarını derinden etkileyen olaylar zincirine bir yenisi daha eklenirken, petrol arzı ve yük taşımacılığında kritik öneme sahip iki ana güzergahın aynı anda devre dışı kalması, küresel ekonomiyi tedirgin ediyor. Bu durum, enerji piyasasında yeni bir risk algısına yol açıyor.

İlk olarak, Suudi Arabistan’ın doğudan Kızıldeniz’e petrol taşıma hattı olan Doğu-Batı boru hattı, saldırılar sonrası geçici olarak durduruldu. Bu, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat sorununu hafifletme stratejisinin önemli bir parçasıydı. 2026’ya kadar günlük 7 milyon varillik kapasiteye yükseltilmesi planlanan bu hattın devre dışı kalması, küresel petrol arzının dengesini ciddi şekilde bozuyor. Aynı zamanda, Kızıldeniz’in güney çıkışındaki Babülmendep Boğazı’nda Husilerin kontrolü de bu durumu daha da kritik hale getiriyor.

Husilerin, Moha Limanı’nı ele geçirmesinden kısa süre sonra Mayyun adası olarak bilinen Perim Adası’nı kontrol altına alması, Babülmendep Boğazı’nda bir deniz yolu stratejisi kurulması anlamına geliyor. Bu ada, Kızıldeniz’in en önemli geçiş noktalarından biri olan Babülmendep’in tam ortasında yer alıyor. Bu durum, Hint Okyanusu ve Aden Körfezi’nden gelen gemilerin Kızıldeniz’e ve oradan Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e ulaşım rotasını doğrudan etkiliyor. Bu stratejik konum, gemi şirketlerinin güvenlik risklerini yeniden değerlendirmesine ve rotalarını değiştirmesine neden olabilir.

İki kritik güzergahın aynı anda aksaması, enerji piyasasında ciddi bir belirsizlik ortamı yaratıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlar zaten petrol arzında bir risk oluştururken, Doğu-Batı hattının da devre dışı kalması, küresel enerji piyasasında yeni bir dengesizlik yaratıyor. Bu durum, küresel navlun taşımacılığında da maliyet artışlarına yol açabilir, çünkü gemi şirketleri alternatif rotalar aramaya ve güvenlik önlemlerini artırmaya zorunda kalabilir.