Güney Kore, küresel çip rekabetindeki hassasiyetini artırarak, ulusal güvenlik çıkarlarını koruma stratejisinde önemli bir adım attı. 13 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni düzenlemeyle, kritik teknoloji bilgilerinin yurtdışına sızdırılması, artık sadece ticari sır ihlali değil, aynı zamanda ulusal güvenlik tehdidi olarak kabul edilecek. Bu da, Güney Kore’nin teknoloji üretimindeki konumunu ve gelecekteki rekabet gücünü koruma çabalarının bir göstergesi niteliğinde.

Yeni yasanın merkezinde, yabancı ülke veya yabancı ülke niteliğindeki kuruluşlar adına, ekonomik, bilimsel veya teknolojik bilgilerin toplanması, aktarılması veya sızdırılması suçları yer alıyor. Bu faaliyetlerde bulunan kişiler, casusluk suçlamasıyla yargılanacak ve en ağır vakalarda 30 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek. Bu, Güney Kore’nin teknoloji sektöründeki hassasiyetini ve bu alandaki rekabet gücünü koruma konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor.

Önceki düzenlemelerde, suçun ‘düşman devlet’ adına gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanırken, bu tanım pratikte Kuzey Kore bağlantılı faaliyetler için sınırlı bir uygulama alanı buluyordu. Bu durum, bir çalışanın ticari rakibe bilgi sızdırması durumunda, klasik casusluk suçlaması yöneltilememesi gibi sorunlara yol açıyordu. Yeni yasa, bu sorunu ortadan kaldırarak, yabancı ülkelerin ve kuruluşlarının da doğrudan kapsama alınmasını sağlıyor. Ancak, her ticari bilgi sızıntısının otomatik olarak casusluk suçu sayılmayacağını, bilginin ulusal sır niteliğinde olması ve yabancı bir kişi veya kuruluşla bağlantısının kanıtlanması gerektiğini hatırlamakta fayda var.

Güney Kore’nin bu adımı, son yıllarda artan teknoloji sızıntısı vakalarıyla doğrudan ilişkili. 2025 yılında tespit edilen 179 sızıntı vakesinden 33’ünde teknolojinin yurtdışına çıkarılması sağlandı. Bu vakaların büyük bir kısmı, özellikle Çin ile bağlantılı olarak ortaya çıktı. Çin’in bu alandaki payı, toplam vakanın %54,5’ini oluşturarak, Güney Kore’nin teknoloji güvenliği konusundaki endişelerini daha da pekiştirdi. Bu durum, Güney Kore’nin teknolojik rekabet stratejisinde, özellikle de Çin ile ilgili riskleri yönetme konusundaki hassasiyetini gösteriyor.