Ekonomik dengeler uzun süredir hassas bir haldedir ve son dönemde uygulanan politikalar, vatandaşın finansal yükünü katlayarak artırmaktadır. Geçmişte ‘faiz sebep, enflasyon sonuç’ gibi söylemlerle faiz lobileri eleştirilirken, günümüzde Merkez Bankası’nın faiz oranlarını yüksek tutması, enflasyonla mücadele aracı olarak kullanılmakta ve bu durumun doğrudan vatandaşın bütçesine yansıması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu durum, ekonomik politikalarda yaşanan dönüşümleri ve temel varsayımlardaki sapmaları gözler önüne sermektedir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verileri, takipteki kredilerin alarm verici bir şekilde yükseldiğini göstermektedir. Ocak ayının ilk haftasında 595.2 milyar lira olan bu rakam, eylül ayının ilk haftasında 862.2 milyar liraya ulaşmıştır. Bu ciddi artış, yılbaşından itibaren yüzde 45’lik bir yükseliği beraberinde getirmiş ve bireysel borçların artışını hızlandırmıştır. Özellikle bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri, tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarının toplam bakiyesi 1.4 trilyon lira artışla 6.9 trilyon lirayı aşmıştır. Bu durum, vatandaşın ekonomik zorluklar karşısında daha fazla kredi kullanmaya yönelmesine neden olmaktadır.
Bankaların uyguladığı faiz politikaları da durumu daha da karmaşık hale getirmektedir. TL mevduat faizleri düşerken, kredi faizleri sürekli olarak artmaktadır. 4 Eylül haftasında TL mevduat faizi 39 baz puan düşüşle yüzde 44.37’ye inerken, ihtiyaç kredisi faizi 231 baz puanlık artışla yüzde 62.95’e yükselmiştir. Ticari kredi faizi de 236 baz puan artışla yüzde 54’e ulaşmış, ticari batık kredi tutarı da 498.5 milyar lirayı aşarak önemli bir oranda artmıştır. Bu durum, bankaların kredi vermeyi azaltması yerine faiz oranlarını artırmasıyla birleşince, vatandaşın borçlarını ödeme kapasitesini zorlamaktadır.
Yasal takip altında kalan bireysel borçlar da ciddi bir boyut kazanmaktadır. Temmuz ayında bireysel kredi veya kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15 artarak 264 bin 580’ye ulaşırken, 2026 yılının ilk 7 ayında 1 milyon 291 bin kişi ise kredi veya kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe düşmüştür. Bu artış, vatandaşın ekonomik sıkıntıları gidermek için kredi kullanımını artırması ve daha sonra da bu borçları ödemekte zorlanmasıyla açıklanabilir. Bu durum, gelecekte daha fazla bireyin yasal takibe düşmesine ve ekonomik zorlukların derinleşmesine zemin hazırlamaktadır.”} attı: