Uluslararası ilişkilerde beklenmedik bir gelişme yaşandı: İsrail, Türkiye’ye yüksek profilimli bir maslahatgüzar ataması gerçekleştirdi. Middle East Eye’in haberine göre, Joel Lion adlı diplomat, Ankara’ya atanarak, karmaşık ve hassas ilişkilerin yeniden canlanması için bir adım atmış oldu. Lion’ın geçmişi, 2025’e kadar Moldova Büyükelçisi olarak görev yapması ve ardından Ermenistan’da mukim olmayan büyükelçi olarak hizmet vermesiyle şekillenmiş. Bu görevlendirme, özellikle İsrail’in Ankara’daki büyükelçiliğinin kapatılmasının ardından dikkatleri üzerine çekti.
Bu atama, Türkiye’nin dış politikası açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İsrail Büyükelçisi Irit Lillian’ın emekliliğinden sonra gerçekleşen bu görevlendirme, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden tesis edilmesi için bir fırsat sunuyor. Ancak, Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısı sonrası İsrail’in Ankara ve İstanbul’daki personelini geri çekmesi ve büyükelçiliğini fiili olarak kapatması, bu ilişkinin hassasiyetini ve karmaşıklığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Güvenlik kaygıları nedeniyle büyükelçiliğin kapalı kalması gerektiği konusunda hemfikir olan iki taraf, bu maslahatgüzar atamasıyla birlikte farklı bir yaklaşım sergilemeye hazırlanıyor.
İYİ Parti Uluslararası İlişkiler Başkanı Ahmet Erozan, bu gelişmeyi Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede, “Maslahatgüzar atamak bir zorunluluk değil. Hiç atanmayabilirdi. İsrail, her şeye rağmen, Ankara’da bir büyükelçisi olması gerektiğine inanıyor” diyerek, atamanın arkasındaki motivasyonları açıkladı. Erozan, İsrail’in doğrudan bir büyükelçi atamaya kalksa Erdoğan’ın agreman (onay) vermeyeceğini ve bu atamanın, iç politika açısından da bir zorunluluk olmadığını vurguladı. Bu durum, İsraillilerin, agreman meselesini önlemek amacıyla, geçmişte büyükelçilik yapmış birini maslahatgüzar olarak atadığını gösteriyor.
ABD’nin Türkiye ile İsrail’i uzun vadede normalleştirme çabaları da bu atamayla birlikte yeni bir boyut kazanıyor. Erozan, bu atamanın, “Amerikalılar Türkiye-İsrail ilişkilerinin yumuşatılması için tencereyi ocağın üstüne koydular ve hafif hafif ısıtıyorlar” ifadesiyle tanımladığı çabaların bir tezahürü olduğunu savundu. Yüksek profilli bir maslahatgüzarın görevlendirilmesi, fiilen Ankara’da yaşamayacak olsa dahi, ilişkilerde bir hareketlenmeye işaret ediyor ve normalleşme sürecinin hızlanması için bir adım olabilir.