Kamuoyunun yakından takip ettiği, karmaşık finansal operasyonlarla şekillenmiş ‘yüksek kârlı gizli fon’ davasında, istinaf mahkemesi bozma kararının ardından Seçil Erzan, dün yeniden hakim önünde savunmaya geçti. Bu yeniden yargılama sürecinde, Erzan’ın ifade ettiği detaylar, davadaki çarkların ardındaki dinamikleri ve adil yargılanma hakkının ne anlama geldiğini sorgulatmaya devam ediyor.
Dava, ilk etapta İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülmüş, ancak istinaf mahkemesinin bozma kararı üzerine İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredildi. Erzan’ın savunmasında, daha önceki yargılamada hak arayışının nasıl engellendiği ve kendisinin bir ‘sistem’in ortasında kalmış gibi hissettiği vurgulandı. Erzan, önceki yargılamada kendisine yöneltilen suçlamaların, kendi savunmalarının aksine, sadece ‘katılanların’ tarafından dayatıldığını savundu.
Savunmasında, savcılığın yönlendirmelerinin hukuki bir zemine oturtulamadığını ve baskı altında verilen ifadelerle oluşturulduğunu iddia eden Erzan, “Ben korku, baskı altında herkese fon dedim o gün. Ben bir sistem kurmadım” diyerek, davadaki adaletsizlik algısını pekiştirdi. Erzan, istinaf bozma kararının ardından, kendisinin borçlu olarak değerlendirilmesine ve bu durumun, savcılığın ‘yukarıdan baskı’ iddialarıyla bağlantılı olduğunu ifade etti. Para konusunda ise, ‘kendisinin hiçbir zaman borçlu olmadığını’ ve Arda Turan’dan aldığı parayı kısa sürede geri aldığını belirtti.
En çarpıcı noktalardan biri, Erzan’ın Arda Turan’a ilişkin yaptığı iddia oldu: “Kimseye borcum yokken borçlu durumuna düştüm. Savcılık aşamasında ‘Yukarıdan baskı var, seni tutuklayacaklar’ dediler. Para bende değil, bunu anlatmaya çalıştım. Müştekilerden eski futbolcu Arda Turan’a ilişkin ise, ‘1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. Bana verdiği parayı 15 günde aldı. Bu bir sistemse bu sistemi yöneten kim’ diyerek, davadaki karmaşıklığı ve potansiyel suç unsurlarını açıkça ortaya koydu.”