Türk Altın İşletmeleri’nin, Eskişehir’in kalbi Sivrihisar’da altın ve gümüş zenginliklerini katlayacak büyük bir proje hazırlığı içinde olduğu ortaya çıktı. 1 milyar 572 milyon TL’lik bu yatırım, Kaymaz ve Karakaya mahallelerindeki mevcut maden operasyonlarının potansiyelini artırmayı amaçlıyor. Ancak, projenin ÇED raporunda yer alan detaylar, özellikle siyanür kullanımıyla ilgili ciddi endişeleri beraberinde getiriyor.
Şirketin geçmişi, Koza Altın olarak başlayan bir süreçle şekillenmiş ve ardından Hazine’ye devredilerek, Türkiye Varlık Fonu’na geçiş yapmış. Bu geçiş, projenin finansal ve stratejik yönlerini de etkilemiş durumda. Raporlarda belirtildiği gibi, proje kapsamında Alpu’daki Esence Altın-Gümüş Madeni’nden 8 milyon 100 bin ton ve Çanakkale’deki Karapınar projesinden ise 2 milyon 700 bin ton cevher Kaymaz’a taşınacak. Bu durum, bölgede maden faaliyetlerinin yoğunlaşması anlamına geliyor.
ÇED raporunda, maden ocağının genişletilmesi, mevcut tesislerin güçlendirilmesi ve yeni atık depolama alanlarının oluşturulması gibi adımlar yer alıyor. Ancak, en dikkat çekici nokta, yılda 350 ton sodyum siyanür kullanımının belirtilmesi ve bu kullanımın liç devresi için ton başına 0.5-0.6 kilogram siyanür dozajıyla dengelenmesi. Bu hesaplamalar, teorik olarak 482-578 ton arasında siyanür kullanımına işaret ediyor. Bu rakamlar arasındaki tutarsızlık, uzmanlar tarafından daha detaylı bir inceleme bekleyen bir durum yaratıyor. Şirket, işlem sonunda siyanürün kimyasal yöntemlerle bozunacağını belirtse de, atıkların “tehlikeli maden atığı” olarak sınıflandırılması, çevresel risklerin göz ardı edilmediğini gösteriyor.
Projenin ilerleyen aşamalarında, MADT-2 atık depolama alanının büyüklüğü 46.96 hektardan 6 milyon 498 bin 522 metreküpe çıkarılacak. Ayrıca, Kaymaz/Subaşı Kaynağı’ndan günlük 3 bin 817.8 metreküp su kullanımı ve flotasyon ünitesi için 720 metreküp taze su ihtiyacı da planlanan operasyonların önemli bir parçası olacak. Projenin Yukarı Sakarya Alt Havzası içindeki konumu ve Kaymaz Barajı’na su aktarımı gibi kullanımları, bölgedeki doğal kaynaklar üzerinde potansiyel etkileri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle, projenin çevresel etkileri konusunda daha kapsamlı bir değerlendirme ve sıkı denetimlerin yapılması büyük önem taşıyor.