ABD Merkez Kuvvetleri İstihbarat Teşkilatı (CIA), uzun yıllardır gizli tutulan ve 11 Eylül terör saldırılarının perde arkasını aydınlatma potansiyeline sahip 71 istihbarat raporunu nihayet kamuoyuyla paylaştı. Bu arşiv, saldırıdan yıllar önce Bill Clinton ve George W. Bush dönemlerinde başkanlık makamına sunulan belgelerden oluşuyor. Yayımlanan belgeler, El Kaide lideri Usame bin Ladin ve örgütün ABD'ye yönelik tehditlerinin ne kadar erken tarihte tespit edildiğini gösteriyor.
Belgelerin büyük bir kısmı, 11 Eylül 2001 öncesine ait olup, saldırının hemen ardından ortaya çıkan bir rapor da eklenerek toplamda 71 belge oluşturulmuş. CIA Direktörü John Ratcliffe, bu arşivin kurumun 11 Eylül saldırıları konusundaki analizlerinin en kapsamlı ve detaylı açıklaması olduğunu vurgularken, dikkat çeken bir detay da ortaya çıktı: Usame bin Ladin’in sadece konvansiyonel saldırı planları geliştirmekle kalmayıp, nükleer silah kapasitesi elde etme ve Hiroşima benzeri bir patlama gerçekleştirmeyi hedeflediği yönünde istihbarat bilgileri bulunuyordu. 1998 tarihli bir rapor, bin Ladin’in yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum elde etme girişimlerinde bulunduğunu ve bu teknolojiyi kullanarak ABD’ye karşı yıkıcı bir saldırı yapmayı planladığını ortaya koyuyor.
Yayınlanan belgelerdeki en şok edici tespitlerden biri, 10 Eylül 1998 tarihli bir istihbarat raporunda yer alıyordu. Bu raporda, bin Ladin’in ABD’nin Washington şehrine patlayıcılarla yüklü bir uçakla saldırı düzenleme olasılığına ilişkin acil bir uyarı yapıldığı belirtiliyordu. Rapor, bin Ladin’in ABD’ye kendi topraklarında saldırmayı tercih ettiğini ve Washington’ın hedef alınmasının olası senaryolar arasında yer aldığını da vurguluyordu. Ancak, bu istihbaratın saldırının niteliği ve gerçekleşme zamanı konusunda kesin bir tahminde bulunamadığı belirtiliyordu.
Bu yeni yayımlanan belgeler, 11 Eylül saldırılarından önce Amerikan istihbarat teşkilatının El Kaide’ye yönelik uyarılarının ne kadar önceden yapıldığını açıkça ortaya koyuyor. Belgelerde, saldırıdan yaklaşık bir ay önce başkanlık makamına iletilen ve bin Ladin’in ABD topraklarına yönelik saldırı hazırlığında olabileceğine dair uyarılar yer alıyor. Bu durum, 11 Eylül’ün hazırlıklarının ne kadar önceden bilindiği ve bu bilgilerin karar alma süreçlerine nasıl aktarıldığı konusunda ciddi soruları beraberinde getiriyor. Arşivin kamuoyuna açılması, 11 Eylül saldırılarından önce elde edilen istihbaratın değerlendirilmesindeki eksiklikleri ve karar alma mekanizmalarındaki potansiyel hataları yeniden tartışmaya açarken, bu terör saldırısının ardındaki karmaşık sırların da daha yakından incelenmesine zemin hazırlıyor.