Türkiye ekonomisindeki belirsizliklerin etkileri, şirketlerin finansal istikrarını koruma çabalarını konkordato başvurularıyla belirginleşiyor. 2026 yılına ait ilk sekiz aylık veriler, toplam başvuruda yüzde 29’luk keskin bir düşüşü ortaya koyarken, sektörlerdeki değişimler dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bu durum, şirketlerin mali yapısındaki zorlukları ve ekonomik koşulların getirdiği baskıyı gözler önüne seriyor.

Başlangıçta 1.487 olan konkordato başvurusu sayısı, 8 ayda 1.056’ya gerilemiş, 431 dosya da bu düşüşe katkıda bulunmuş. Bu ani azalma, şirketlerin mali durumunda iyileşme olduğunu düşündürse de, yüksek işlem maliyetleri ve belirsiz ekonomik ortamın etkileri devam ediyor. Adli tatil döneminde verilen 167 geçici mühlet kararı ise, şirketlerin yeniden yapılandırma ihtiyacının hala devam ettiğini gösteriyor.

Sektörel bazda bakıldığında, tekstil sektöründe yaşanan büyük bir düşüş dikkat çekiyor. 2025’te en çok başvuru alan sektör olan tekstil, 2026’da 57 başvuruya gerileyerek lider koltuğunu inşaat sektörüne devretti. Bu durum, tekstil sektörünün karşılaştığı zorlukları – yüksek finansman maliyetleri, artan girdi fiyatları, uzun tahsilat süreleri – ortaya koyuyor. İnşaat sektöründe ise yüksek finansman maliyetleri, tahsilat sorunları ve uzun vadeli projelerdeki nakit akışı baskısı devam ediyor. Tarım ve nakliye sektörlerinde ise artışlar, sektörlerin yaşadığı zorlukları hafifletiyor. Tarımda başvurular yüzde 63,6 artarak 36’ya yükselirken, nakliyede de yüzde 12’lik bir artış gözlemleniyor.

Bu durum, şirketlerin finansman ve işletme sermayesi sorunlarının devam ettiğini gösteriyor. Konkordato sürecinin maliyeti de önemli bir yük oluşturuyor; mahkeme, bilirkişi, komiser, teminat ve danışmanlık giderleriyle toplam maliyet 6 milyon TL’ye ulaşıyor. İstanbul’un, yoğun üretim ve ticaret merkezi olması nedeniyle konkordato dosyalarında ağırlığını koruduğu belirtiliyor. Ancak, riskin sanayi, tarım ve ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu diğer illere de yayıldığı görülüyor. Eylül ayında verilecek kararlar, yılın geri kalanına ilişkin önemli bir gösterge olacak. Finansman koşulları, faiz oranları, nakit akışı ve tahsilat süreleri konkordato verilerinin yönünü belirlemeye devam edecek.”}p>”