Yalova'da 26 Eylül 2025 tarihinde yaşanan trajik olay, ünlü şarkıcı Güllü'nün ani ve beklenmedik kaybıyla sonuçlanmıştı. Bu üzücü olay, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından detaylı bir soruşturma yürütülmesine yol açtı ve soruşturmanın tamamlanmasıyla birlikte iddianame hazırlandı. İddianame, sanatçının kızı Tuğyan Ülke Gülter'in ‘Tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme’ suçundan yargılanmasına neden oldu. Aynı zamanda, sürecin içinde yer alan ikinci sanık Sultan Nur Ulu da ‘Yalan tanıklık’ suçundan dava sürecine dahil edildi. Bu karmaşık ve duygusal yük taşıyan dava, 1 Ekim 2026 tarihinde ilk duruşmasıyla başlayacak.

Davanın ilk duruşması öncesinde, Show Haber’e konuşan Tuğyan’ın oğlu Tuğberk Yağız Gülter, bu süreçte yaşadığı acıyı ve duygusal karmaşayı dile getirdi. Tuğberk, kardeşliği ve davayla ilgili yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Özellikle, kardeş Tuğyan ile aralarındaki ilişkiyi net bir dille tanımlarken, ‘Tuğyan ile herhangi bir kardeşliğimiz söz konusu değildir’ ifadesini tekrar tekrar vurguladı. Onun için tek amaç, annesinin ölümüyle ilgili gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu durum, davadaki karmaşık tabloyu daha da belirginleştirdi.

Tuğberk, kardeşinin cezaevinde ziyaretlerini reddetmesi ve duruşmada annesine olan yaklaşımını da ele aldı. “Davaya gittiğim zaman onun kardeşi olarak değil, annemin oğlu olarak bulunacağım. O orada tek başına kalacak.” diyerek, durumun aciliyetini ve duygusal yoğunluğunu hissettirdi. Ayrıca, annesine yönelik yaşanan travmatik olaylar ve bu travmaların kendisini nasıl etkilediğini anlatırken, “Benim canımın nasıl yandığını bir ben, bir Allah, bir de yakınımdakiler biliyor” sözleriyle yaşadığı derin üzüntüyü gözler önüne serdi. Bu ifade, davada sadece hukuki bir sürecin değil, aynı zamanda bireysel bir acının da yaşandığını gösteriyordu.

Dava sürecinde, Tuğberk’in teyzesinin duruşma günü yanında bulunmasını istememesi de dikkat çekici bir detaydı. “Anneme sözlü ve fiziki şekilde şiddetleri, hakaretleri mevcut olan bir kadının, aynı gün duruşma günü benim yanımda durmasının bir mantığı yok” diyerek, bu kararın kendi duygusal sağlığını koruma çabası olduğunu açıkladı. Ayrıca, tanık olarak dinlenmesi için avukat Burçe Gözeler, Güllü’nün asistanı Çiğdem Emir ve Sultan Nur Ulu’nun dinlenmesi için dilekçe vermesi, gerçeği ortaya çıkarmak için yapılan çabayı gösteriyor. Bu davada, gerçeğin peşinden koşan Tuğberk’in açıklamaları, sadece bir aile dramını değil, aynı zamanda adalet arayışının ve insanlığın acılarına duyarlılığın da bir yansıması olarak değerlendirilebilir.