Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, İsrail'in mevcut yönetiminin, bölgedeki hassas dengeyi ciddi şekilde tehdit ettiğini vurgulayarak, uluslararası arenada önemli bir uyarı yayınladı. Eide, özellikle işgal altındaki Filistin toprakları konusundaki uygulamaların, İsrail'i giderek daha riskli bir konuma sürüklediğini belirterek, bu durumun küresel güvenlik için de önemli sonuçları olabileceğini ifade etti. Bakan, bu durumun sadece Filistin halkının refahını değil, aynı zamanda bölgedeki istikrarı da derinden etkilediğini savundu.
Eide, Norveç'in yanı sıra 12 ülkenin, İsrail ile işgal altındaki Filistin toprakları arasındaki ticari ilişkilere getirilen yasaklamayı değerlendirirken, bu kararın, İsrail'in politikalarını sorgulamak adına atılmış önemli bir adım olduğunu belirtti. Bu önlemin temel amacı, Filistin halkının yaşadığı acıların ve sıkıntıların göz ardı edilmemesi ve uluslararası hukukun uygulanması gerektiği mesajını vermekti. Bakan, bu kararın, İsrail'in uluslararası arenadaki itibarını zedelediğini ve gelecekte benzer durumlarda daha güçlü bir tepki alacağını öngörüyordu.
Eide, Batılı ülkelerin Orta Doğu'daki gelişmelerle ilgili sergiledikleri tutumların, güvenilirliklerini ciddi şekilde sarstığını ve bu durumun İsrail'in konumunu daha da karmaşık hale getirdiğini vurguladı. Özellikle İngiltere, Fransa ve Kanada gibi ülkelerin, uzun süredir İsrail'in yanında yer alan Norveç ve İspanya gibi ülkelerin bu konuya yaklaşımını benimsemesi, durumun ciddiyetinin bir göstergesi olarak değerlendirildi. Bakan, bu durumun, İsrail'in yönetim değişikliği öncesinde daha dikkatli ve sorumlu davranması gerektiğini ima etti.
Son olarak, Eide, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun liderliğindeki hükümeti, İsrail tarihinin en aşırı sağcı yönetimlerinden biri olarak tanımlayarak, bu hükümetin, İsrail'i “çok tehlikeli bir noktaya doğru” sürüklediğini ve Gazze’de uluslararası hukuka ve insani hukuka aykırı eylemlerde bulunduğunu sert bir şekilde eleştirdi. Eide, yaklaşan seçimlerin sonucunun önemli olduğunu ancak Netanyahu hükümetinin, İsrail'i sürdürülebilir bir güvenlik ve barış ortamından uzaklaştırdığını vurguladı. Bu durum, İsrail’in geleceği ve bölgedeki istikrarı açısından ciddi bir uyarı niteliğindeydi.