Türkiye’nin yatırım ortamındaki dinamikleri gözler önüne seren son verilere göre, temmuz ayında 1,2 milyar dolar değerinde uluslararası doğrudan yatırım girişi yaşandı. Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından hazırlanan kapsamlı analizde, bu artışın yılın ilk yarısına olan toplam yatırım tutarını 5,8 milyar dolara yükselttiği belirtildi. Bu rakam, 2025 yılına kıyasla önemli bir artış gösterirken, 2003’ten bugüne kadar ülkemize akıtılan toplam uluslararası doğrudan yatırım miktarının 294 milyar doların üzerine çıktığını da ortaya koyuyor.

Veriler, yatırım sermayesi, gayrimenkul satışlarından kaynaklanan gelirler ve borçlanma araçları gibi çeşitli kalemleri içeriyor. Özellikle kâğıt ve kâğıt ürünleri imalatı ile medya sektörüne yapılan 314 milyon dolarlık yatırım, temmuz ayında gerçekleşen toplam UDY girişinin önemli bir bölümünü oluşturdu. Toptan ve perakende ticaret ile inşaat sektörleri de yatırım akışında belirgin bir yer tutarken, ülke bazında yatırımcıların tercihleri arasında Çin’in öncülüğü dikkat çekiyor. Çin’in toplam yatırımda %34’lük paya sahip olması, stratejik ortaklıkların ve ekonomik işbirliklerinin önemini vurguluyor.

Avrupa ülkeleri, Türkiye’ye gelen toplam UDY’nin %59’ını temsil ediyor. Almanya, 1,1 milyar dolarla yılın ilk yarısında en büyük yatırımcı ülke konumunda yer alırken, Hollanda ve ABD de önemli katkılar sağladı. Bu durum, Türkiye’nin Avrupa ile güçlü ekonomik bağlarını ve yatırımcıların bu ilişkilere olan güvenini gösteriyor. Veriler ayrıca, yatırım tasfiyelerinin ve borçlanma araçları ile ilgili olumsuz etkilerin, toplam yatırım tutarını bir miktar azaltmasına rağmen, genel trendin güçlü olduğunu da ortaya koyuyor.

YASED’in raporu, Türkiye’nin yatırım ortamındaki mevcut koşulların ve gelecekteki potansiyel fırsatların bir değerlendirmesini sunarken, yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisini ve bu ilgiyi destekleyen ekonomik göstergeleri gözler önüne seriyor. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasında uluslararası yatırımın kritik rolünü bir kez daha ortaya koyuyor.”}