İzmir'in Bornova bölgesinde 2006 yılının sonlarında kaybolan genç Semih Dizbay vakası, yıllar sonra karmaşık bir yargılama sürecinin ardından beklenmedik bir sonuçla sonuçlandı. 21 yaşındaki Dizbay, bayram günü alışverişe çıkarken ortadan kaybolmuş ve ailesinin büyük endişesini yaşamasına neden olmuştu. Bir arama kampanyasının ardından, 2008 yılında ormanlık bir alanda cesedi bulunan Semih Dizbay'ın ölümü, uzun ve çalkantılı bir davaya dönüşmüştü.
Olayın merkezinde Muharrem H. adlı şahıs yer alıyordu. Aile tarafından şüpheli olarak değerlendirilen Muharrem H., cesedin bulunduğu bölgedeki at çiftliğinde çalıştığı ve olay günü Semih Dizbay ile temas halinde olduğu iddia edilmişti. İlk soruşturma ve açılan davada Muharrem H., delil yetersizliği gerekçesiyle iki kez beraat etmişti. Ancak Yargıtay'ın bu kararları bozması, dosyanın yeniden mahkemeye gönderilmesine yol açmıştı. İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen müebbet hapis cezası, daha sonra istinaf ve Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nce de onaylanmıştı.
Ancak, avukat Ozan Dora’nın olağanüstü kanun yoluna başvurması, yargılamanın kaderini değiştirecekti. Dora, dosyada Semih Dizbay'ın öldürüldüğünü kanıtlayan somut bir delil bulunmadığını savunarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun dosyayı yeniden değerlendirmesini talep etmişti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suçun Muharrem H. tarafından işlendiğinin yeterince kanıtlanamadığına karar vererek, sanığın beraatini kararlaştırdı. Bu karar doğrultusunda Muharrem H.'nin müebbet hapis cezası infazdan kaldırılmış ve tahliyesine karar verilmiştir. Bu önemli gelişme, dosyanın yeniden İzmir 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine neden olmuştur.