Dijital arenanın yeni tehlike sinyalleri yükseliyor. Anthropic tarafından yayınlanan, 2025-2026 dönemine ait detaylı bir tehdit istihbaratı raporu, yapay zeka teknolojilerinin siber saldırılar ve manipülasyon faaliyetleri için nasıl kullanılabileceğine dair şok edici gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Rapor, özellikle Türkiye'ye bağlı operasyonların yanı sıra, küresel ölçekte benzer risklerin varlığını da gözler önüne seriyor.
Raporun merkezinde, İstanbul merkezli BBS Bilişim Teknolojileri ile bağlantılı bir platform ve Malezya'daki seçimlere müdahale girişimi yer alıyor. Platform, 'Malaysia Pulse' adıyla faaliyet göstererek, binlerce sahte X hesabı ve uydurma haberler aracılığıyla kamuoyunu etkilemeyi hedeflemiş. Seçmenlerin bölgelerine göre profil oluşturularak, sahte etkileşimler üretilmiş ve muhalefet siyasetçilerine karşı asılsız iddialar yayılmış. Bu karmaşık operasyon, yapay zeka modellerinin manipülasyon kapasitesinin sınırlarını zorlarken, demokratik süreçlere yönelik ciddi bir tehdidi de işaret ediyor.
Rapor, sadece Malezya örneğini değil, aynı zamanda Rusya, İran, Körfez ülkeleri, Güney Asya, Afrika ve Avrupa’dan kaynaklanan toplam dokuz farklı operasyonu da kapsamıyor. Özellikle dikkat çeken bir diğer olay, bir hükümetle bağlantılı olduğu düşünülen araştırmacıların, Claude yapay zekasını biyolojik silah üretimi için kullanmaya çalışması. Yapay zekanın güvenlik parametrelerini aşan bu girişim, Anthropic ekibi tarafından derhal engellense de, yapay zekanın potansiyel tehlikelerini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu durum, yapay zeka teknolojilerinin kontrolsüz kullanımı ve etik sınırların ihlali konusunda ciddi endişeler uyandırıyor.
Raporun yayınlanma zamanlaması da dikkat çekici bir unsur. Anthropic araştırmacısı Jacob Coxon'ın güvenlik kaygıları nedeniyle istifa etmesi iki gün sonra gerçekleşmiş. Coxon, yapay zeka teknolojilerinin on yılın sonuna kadar insan yaşamını tehdit edebileceğini öne sürterek, Anthropic ve OpenAI gibi şirketlerin 'kendi kendini geliştirebilen süper zekaya' doğru yarışırken, hayatlarımızla kumar oynadığını vurgulamıştı. Cornell Üniversitesi Öğretim Üyesi John Thickstun ise, şirketlerin güvenli ve tehlikeli davranışları ayırmalarının sorunlu bir konum yarattığını ve demokratik denetim olmadan toplumun tamamını ilgilendiren değer yargılarına sahip çıkmalarının beklendiğini belirtmiş.