Silivri'deki 1 No’lu duruşma salonunda devam eden İBB davası, dün beklenmedik bir gerginlikle sonuçlandı. Duruşma öncesindeki olaylar, sadece hukuki bir süreçte değil, aynı zamanda siyasi algıya yönelik bir operasyona dönüşmüştü. Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın avukatının dijital flaş belleğin akıbetine dair sorusu, ilk olarak dikkat çeken detay oldu. Ardından, Ekrem İmamoğlu’nun avukatının tahliye taleplerinin rutinleştirilmesi talebi, salondaki tansiyonu yükseltti.
Olayın merkez noktası, iktidara yakınlığıyla bilinen Ferhat Murat’ın olaylı duruşmaya katılması oldu. Mercedes marka lüks otomobiliyle, Jandarma tarafından korunan özel otoparkta park etti. Şöförü ve koruması eşliğinde, hakim ve savcıların kullandığı, kimseye tanınmayan özel koridordan geçerek salona girdi. Bu ayrıcalıklı giriş, avukatlar tarafından resmi tutanağa geçirildi; Murat’ın sanıklara ve avukatlara yönelik tehditvari davranışları, “aynen aynen” diye parmak sallaması ve jandarmadan herhangi bir müdahale gelmemesi, şaşkınlığı artırdı. Murat’ın yanında bulunan koruma polisi, gazetecilerin sorularına karşı gelerek müdahale girişiminde bulundu.
Bu sıra dışı durum, hakim tarafından duruşmanın bir süre ertelenmesine neden oldu. Erteleme sonrasında İmamoğlu, hakim kararına tepki göstererek, “Biz pinpon topu muyuz? Oradan oraya sürükleniyoruz. Çocuk oyuncağı değil, bunlar insan” diyerek duygusal bir ifade kullandı. Jandarma, salonu terk eden tutukluların salonda kalmasını engellemek istedi. İmamoğlu ise “Ben buradayım, yaka paça çıkarın beni” diyerek direnişini sürdürdü. Olayın arkasındaki gerçek nedenin, yargılamayı manipüle etmeye yönelik algı operasyonu olduğunun iddia edilmesi, tartışmalara alev kattı.
Olayın kronikleşen bir unsur haline gelmesiyle, davaya dair kritik bir noktaya dikkat çekildi: İktidarın etkili olduğu, özel koruma desteğiyle hareket eden bir gazetecinin, davadaki gelişmelerin şekillenmesine doğrudan katkıda bulunması, yargının bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkı üzerine ciddi soru işaretleri yarattı. Bu durum, hukukun üstünlüğüne olan inancı sarsan, siyasi manipülasyonun acı bir örneği olarak tarihe geçti.