Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde 6 Şubat'ta meydana gelen yıkıcı depremde Ezgi Apartmanı'nın çöküşü, 35 kişinin trajik kaybına neden olmuştu. Bu felaketin ardından açılan davada, uzun süren yargılama sonucunda mahkeme heyeti önemli kararlar aldı. Bu kararlar, sadece sanıkların kaderini değil, aynı zamanda hayatlarını kaybedenlerin ailelerinin umutlarını ve adalete olan inancını da derinden etkiledi.
Mahkeme, pastanenin sahibi Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'i “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 8'er yıl hapis cezasına çarptırarak adli kontrol kararıyla serbest bıraktı. Ancak, bu karar depremde hayatını kaybedenlerin yakınları tarafından büyük bir hayal kırıklığı olarak karşılandı. Dönemin belediye görevlileri Fahri Yiğitoğlu, Veli Çifaslan, Sait Avşar, Ali Gemci ve Mehmet Akif Canlı’ya da benzer bir ceza verildi. Heyet, iç mekan tasarımcısı Ertan Danacı ve kamu görevlileri mimar Mehmet Dişçeken ile makine mühendisi Mustafa Şirikçi’nin ise beraat kararı vererek davayı kapattı.
Duruşma sırasında yaşananlar, adaletin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Depremde üç çocuğunu kaybeden Nurgül Göksu’nun duygusal çığlıkları, mahkeme kararının acısını ve adaletin gecikmesini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Göksu, sanıkları ‘Asude’sizce Allah’a şikayet ederek’, çocuklarının adaletini talep ederken, “Benim çocuklarımın ölümüne sebep olanları, bugün 703 gün boyunca firar eden, Ankara’da villada tatil yapan Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’i serbest bıraktılar” diyerek derin bir isyan sergiledi. Bu isyan, sadece Göksu’ya özgü bir duygu değil, aynı zamanda depremde hayatını kaybeden tüm ailelerin ortak acısını ve adaletsizliğe karşı duyduğu öfkeyi temsil ediyordu.
Mağdur ailelerin avukatlarından Ahmet Çabukel, mahkeme kararını “Kahramanmaraş’ta büyük bir rezaleti yaşadık” olarak tanımlayarak, kararın HSK’ye şikayet edileceğini ve karara itiraz edileceğini açıkladı. Çabukel’in bu açıklamaları, adaletin sağlanması için verilen mücadeleye devam edeceklerini ve mağduriyetin giderilmesi için varlıklarıyla çalışacaklarını gösterdi. Nurgül Göksu’nun, “Benim çocuklarımı kurtarmadınız, bari adaletini sağlayın” sözleri, adaletin gecikmesi ve kararın yetersizliği karşısında yaşanan umutsuzluğu ve adaletsizliğe karşı duyulan derin öfkeyi bir kez daha gözler önüne serdi.”}p>