Ekonomik istikrarın sarsıldığı bir dönemde, konut piyasasının arzı ve talebi arasındaki uçurum, milyonların yaşam standartlarını derinden etkilemeye devam ediyor. Enflasyonun beklenenden uzun süren yükselişi, gelirlerin değerini düşürürken, özellikle büyük şehirlerde kira fiyatları tavan yapmış durumda. Bu durum, dar gelirli vatandaşlar için hayatı sürdürülebilir hale getirme konusunda ciddi bir zorluk oluşturuyor.

Merkez Bankası'nın (TCMB) son verileri, İstanbul gibi metropollerde 100 metrekarelik bir dairenin ortalama kirasının 40 bin 512 lira seviyesine yükseldiğini gösteriyor. Bu artış, 5 yıl öncesine ait asgari ücretin, konut kiralama maliyetini karşılayabileceği dönemin sonunu işaret ediyor. Ekonomist Fatih Keresteci, bu durumun enflasyonla mücadeledeki başarısızlığın bir göstergesi olduğunu vurgulayarak, yetkililerin konut arzını artırmaya yönelik acil önlemler alması gerektiğini belirtiyor.

Milyonların geliri olan 28 bin 75 liralık asgari ücret ile, yüksek kira oranları arasında giderek daralan bir boşluk var. 2019’un ilk çeyreğinde 100 metrekarelik bir dairenin kirası sadece 1.930 lirayken, asgari ücret 2.90 lira seviyesindeydi. Bu büyük fark, asgari ücretin konut kiralama ihtiyacını karşılayamadığı günlerin artık tarih olduğunu gösteriyor. Bu artışın, yapı kullanım izin belgelerinin azalması, konut üretimindeki düşüş ve “hayalet evler” gibi yapısal sorunlar gibi faktörlerin bir sonucu olduğu belirtiliyor.

Ekonomist Keresteci, kira artışının sadece bir semptom olmadığını, aynı zamanda enflasyonun temel bir nedeni olduğunu savunuyor. Konut arzının yetersizliği, kira fiyatlarının yükselmesine doğrudan yol açarken, bu durum da enflasyonist baskıları artırıyor. Bu nedenle, yetkililerin konut piyasasını düzenlemeye yönelik kapsamlı bir strateji geliştirmesi ve hayalet evlerin stoka dahil edilmesi gibi yapısal sorunlara çözüm bulması gerekiyor. Aksi takdirde, ekonomik istikrarın sağlanması ve milyonların geçim sıkıntısı giderme çabaları başarısızlıkla sonuçlanabilir.