Erzurum'un kalabalık ilçesi Yakutiye'de, bir kişinin cansız bedeni bulunmasıyla başlayan olay, ardından şok edici bir cinayetle sonuçlandı. Rabiana Mahallesi'ndeki 2'nci Park Sokak'ta, hareketsiz bir vatandaşın fark edilmesi üzerine harekete geçen polis ve sağlık ekipleri, olay yerine sevk edildi. Olay yerinde yapılan incelemede, yerde bulunan Erdem Özengiz'in boğazının kesilmiş olduğu tespit edildi. Bu trajik manzara, hayatını kaybetmiş adamın, cinayetin ardındaki karmaşık hikayenin ilk ipucunu veriyordu.
Olayın hemen ardından başlayan soruşturma, şüpheliyi kısa sürede belirledi: Erdem Özengiz'in eşinin kuzeni Nuri Öğmen. Polis, Öğmen'i olay mahalline yaklaşık 100 metre mesafedeki bir evde yakalamış ve cinayetin ardındaki gerilimi ortaya çıkarmaya başlamıştı. Emniyetteki ifadelerinde Öğmen, Özengiz'i ‘namus’ gerekçesiyle öldürdüğünü itiraf etmişti. Ancak, Öğmen'in geçmişi, 20 yıllık hapis cezasının ardından 11 günlük izinle cezaevinden çıkmış olmasıyla daha da karmaşık hale geliyordu. Bu izin, cinayetin işlendiği gün, sanığın özgürlüğünden faydalanarak hayatını sonsuza dek değiştirmesine neden olmuştu.
Erzurum 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, Nuri Öğmen ilk duruşmada olayla ilgili detaylı bir anlatım sunmuştu. Öğmen, olaydan bir gün önce Özengiz'in evine iftara katıldığını, ardından cezaevi ve aile hayatıyla ilgili tartışmalı sözler nedeniyle gergin bir diyaloga girdiğini ifade etmişti. Ertesi gün Özengiz'in kendisini arayarak buluşma teklif ettiğini, birlikte alkol aldıklarını ve bu durumun daha da şiddetli tartışmalara yol açtığını anlatmıştı. Savunmasında, Özengiz'in kendisine hakaret ettiğini ve bu durumun, kısa sürede kontrolden çıkan bir kavgaya dönüşerek ölümcül bir sonuca ulaştığını dile getirmişti. Öğmen, cinayetten sonra büyük pişmanlık duyduğunu ve yaşananlardan dolayı derin üzüntü içinde olduğunu ifade etmişti.
Davanın ikinci duruşmasında, Öğmen'in avukatları, olay yerinden uzaklaşan ikinci bir kişinin bulunduğuna dair tespitler sunarak güvenlik kameralarının incelenmesini talep etmişlerdi. Ayrıca, otopsi raporunda, Özengiz'in vücudunda üç bıçak darbesinin tek başına ölümcül niteliğinde olduğu ve ek olarak 17 yara daha bulunduğu belirtilmişti. Aile avukatları, sanığın uzun yıllardır cezaevinde olduğu ve izinli çıkar çıkar hemen cinayet işlemiş olması nedeniyle cezasının uygulanmasını talep etmişlerdi. Sanık avukatı ise olayın ‘canavarca hisle’ işlenmediğini savunarak, Özengiz'in sanığa ağır küfürler ettiğini ve müvekkilinin beraatini talep etmişti. Olayın geleceği, mahkemenin bu karmaşık ve duygusal argümanlara nasıl cevap vereceğine bağlıydı.