Kaşif Kozinoğlu, Türkiye'nin karanlık dönemlerine ışık tutan, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görev yapmış, ardından MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanlığı'nda hizmet vermiş bir figürdür. Ancak, onun hayatının sonu, bir cezaevi duvarı içerisinde, hem şaşkınlık hem de derin bir merak uyandıran bir şekilde tamamlanmıştır. Kozinoğlu, görev süresi boyunca devletin çeşitli birimlerinde önemli görevler üstlenmiş, Ergenekon soruşturması sürecinde de adı sık sık gündeme gelmiştir.

Silivri Cezaevi'ne konulması, Kozinoğlu'nun kişiliği üzerinde derin bir iz bırakmıştır. Tutuklanma süreci, onun için büyük bir acı ve haksızlık olarak algılanmış, bu duygularını yoğun bir şekilde mektuplarla dile getirmiştir. Bu mektuplar, Doğu Perinçek ile olan kapsamlı iletişiminin önemli bir parçası olup, Kozinoğlu'nun yaşadığı travmayı ve endişelerini ortaya koymaktadır. Perinçek'in bu mektupları bir araya getirerek “Kaşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar” adlı eseri yayınlaması, olayın ardındaki soruların yeniden sorulmasına zemin hazırlamıştır.

Olayın karmaşıklığı, sadece Kozinoğlu'nun vefatıyla sınırlı kalmamaktadır. Cezaevinde yaşanan olaylar, adli tıp raporlarında yer alan şüpheli detaylar ve olayın ardından ortaya çıkan iddialar, Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili bir komployu akla getirmektedir. Adalet Bakanlığı'nın, faili meçhul cinayetlerin yanı sıra kuşkulu ölümlerle ilgili yaptığı araştırmalar, Kozinoğlu vakasını da kapsam altına almıştır. Bu kapsamda, cezaevinde görevli 10 infaz koruma memuru tutuklanmış, bir memurun FETÖ bağlantıları ortaya çıkmış ve yurt dışında olduğu belirlenmiştir.

O dönemde yaşananlar, cezaevindeki tanıklar tarafından da farklı şekillerde anlatılmaktadır. Cezaevinde görevli bir komutan, Kozinoğlu'nun sporuna gösterdiği özeni, kalp sağlığına gösterdiği dikkatsizliği bir arada vurgulayarak, ölümünün ardından “Bana bir şey olmaz” diyerek küçümsemesini hatırlatmaktadır. Bu durum, olayın şüpheli bir şekilde gerçekleştiği ihtimalini güçlendirmektedir. Ayrıca, cezaevindeki odaları paylaşan ve olay günü yaşananları gören gazeteci-yazar Tuncay Özkan, o gün yaşananları ve ardından gelen garip gelişmeleri detaylı bir şekilde anlatmaktadır. Özkan'ın ifadesine göre, Kozinoğlu'nun odasına uzun süre zilin basılmış, gelmesi için uzun bir süre beklenmiş ve ambulansın hastaneye gitmek yerine Silivri'deki köprünün altında durduğu, ardından da uzun süre başka bir ambulansın gelmesini bekletildiği iddiaları, olayın ardındaki gizemi daha da artırmaktadır.”}