Bölgedeki turbalıklar, binlerce yıllık bir sürecin sonucu olarak oluşmuş, bazı kısımlarında 5 metrelik kalınlıklara ulaşan özel toprak katmanlarından oluşuyor. Geçmişte açılan drenaj kanalları, bu doğal sistemi bozarak suyu araziden uzaklaştırmış ve toprağın kurumasına neden olmuştu. Şimdi, bu durumun tersine çevrilmesi amacıyla kapsamlı bir yeniden yapılandırma operasyonu başlatılıyor.
Yüzlerce yıl önce inşa edilen, toplamda yaklaşık 80 kilometre uzunluğundaki bu kanallar, tarım faaliyetlerini desteklemek amacıyla açılmıştı. Amaç, yağmur ve yer altı sularının turbalık alanlarda birikmesini engelleyerek bölgeden uzaklaşmasını sağlamaktı. Ancak, tarım planı hayata geçirilemeyince, bu drenaj ağı kalıcı olarak yerleştirilmiş durumda. Bu durum, turbalığın yüzeyine temasını artırarak karbon depolama potansiyelini etkilemişti.
Araştırmacılar, bu 60 kilometrekarelik alanda yılda yaklaşık 130 bin ton karbondioksit salınımının gerçekleştiğini tespit etmişler. Kuruyan turbalıklar, aynı zamanda yangınlara karşı da daha savunmasız hale getiriliyor, çünkü uzun süre devam edebilen ve kontrolü zorlaşabilen ateşler bu topraklarda kolaylıkla yayılabilir. Bu nedenle, projenin temel amacı, hem karbon salınımını azaltmak hem de yangın riskini en aza indirmek.
Yeni strateji, hendeklerin tamamen kapatılmasını içermiyor. Aksine, belirli noktalara inşa edilecek engeller ve hassas su kontrol yapıları sayesinde, suyun hızla bölgeden uzaklaşması engellenecek. Böylece, 60 kilometrekarelik alanın bir göle dönüşmesi önlenecek ve toprağın yeniden nemlenmesi sağlanacak. Ardından, bölgeye özgü bitki türlerinin yeniden yerleştirilmesiyle turbalığın canlandırılması hedefleniyor. Bu yenilenen sistem, uzun vadede daha sürdürülebilir bir ekosistem oluşturacak ve atmosferdeki karbon miktarını azaltarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayacaktır.