Apple’ın son iPhone 18 Pro ve Pro Max lansmanı, Türkiye’deki kullanıcılar için alışılmadık bir maliyet dengesi yaratıyor. iPhone 17’nin 99.999 TL’ye, Air modelinin 122.999 TL’ye ve 18 Pro’nun 137.999 TL’ye ulaşmasıyla birlikte, ‘yurt dışından getirmek mantıklı mı?’ sorusu yeniden gündeme geldi. Ancak bu yıl, cevabın kolay bulunmayacağı açık. Çünkü hem Türkiye’deki fiyatlar hem de yurt dışından telefon getirme maliyetleri aynı anda değişiyor.

Bu yılın en büyük sürpriz faktörü, IMEI kayıt harcındaki artış oldu. 2026 yılının başında bu harç, 45.614 TL’den 54.258 TL’ye yükseldi. Bu artışın en ilginç yanı, harcın tüm cihazlarda sabit kalması. Yani 20 bin TL’lik bir iPhone’u getirmekle 250 bin TL’lik bir iPhone’u getirmek arasında fiyat farkı değişmiyor. Bu durum, özellikle düşük fiyatlı modellerde yurt dışından getirme seçeneğini anlamsız hale getiriyor. Örneğin, iPhone 17’yi getirmek, 15 bin TL’lik bir zararla sonuçlanıyor. iPhone 16 ise sadece 7 bin TL’lik bir zarara neden oluyor. Bu eşiğin biraz üzerine çıkıldığında ise durum değişiyor.

Yurt dışından iPhone getirme kararını değerlendirirken, döviz kurlarını da hesaba katmak gerekiyor. Doların 50 TL’ye yükselmesi durumunda, iPhone 18 Pro’nun toplam maliyeti 114.208 TL’ye çıkıyor ve getirme avantajı 23.791 TL’ye düşüyor. Bu seviyede, 55 TL’ye yükseldiğinde ise maliyet 120.203 TL’ye çıkıyor ve fark 17.796 TL’ye kadar geriliyor. Bu durum, döviz kurundaki dalgalanmaların, iPhone getirme kararını ne kadar etkili hale getirdiğini gösteriyor. Ayrıca, IMEI harcının 2027’de yeniden değerleme oranıyla artması durumunda, bu eşik daha da yukarı kayacak ve orta segmentte yurt dışı seçeneği tamamen kalkınacaktır.

Sonuç olarak, iPhone getirme kararını verirken, IMEI harcının yanı sıra döviz kurları ve cihazın özelliklerini de dikkate almak gerekiyor. Pahalı modellerde, harcın caydırıcılığı azalırken, yüksek kapasiteli ve katlanabilir modellerde ise farklar çok daha belirgin hale geliyor. Bu nedenle, detaylı bir hesaplama yaparak ve güncel piyasa koşullarını göz önünde bulundurarak karar vermek, tüketiciler için en doğru yaklaşım olacaktır.”}