Uluslararası toplum, uzun süredir devam eden İsrail-Filistin çatışmasıyla ilgili olarak yeni bir ivme kazanıyor. Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi önemli dışişleri bakanları, İngiltere’nin Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimlerine yönelik uyguladığı kısıtlamaları memnuniyetle karşılayarak, bu konudaki ortak duruşlarını pekiştirdi. Bu, uluslararası hukukun ve uluslararası topluluğun, İsrail’in işgal politikalarına karşı daha aktif bir rol oynamasının ilk adımı olarak değerlendirilebilir.
Ortak basın açıklaması, İngiltere’nin, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen mal ticaretiyle ilgili yaptırım uygulamasıyla başladı. Bu, sadece belirli bir ülkenin eylemi değil, aynı zamanda Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere gibi diğer ülkelerin de benzer adımlar atma niyetini açıkça ifade etmesiyle desteklendi. Bu ülkeler, uluslararası hukuka uygun olarak yerleşim faaliyetleriyle bağlantılı ticari akışlara karşı kendi iç süreçlerinde önlemler alacaklarını duyurdu. Bu durum, İsrail’in uluslararası arenada yalnızlaşmasına ve diplomatik izolasyonunun artmasına zemin hazırlıyor.
Açıklamanın en dikkat çekici noktalarından biri, ABD Başkanı Trump’ın ‘Gazze İhtilafını Sona Erdirmeye Yönelik Kapsamlı Planı’nın uygulanması çağrısı oldu. Bu çağrı, planın, Filistin topraklarının bölünmesi ve Filistin devletinin varlığının ortadan kalkması gibi sorunları çözmek yerine, durumu daha da karmaşık hale getireceği yönündeki eleştirilere rağmen, Gazze’nin yeniden imarı ve istikrarının sağlanması amacıyla uluslararası toplumun desteğini almaya yönelik bir girişim olarak kabul edilebilir. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 19 Temmuz 2024 tarihli İstişari Görüşü gibi uluslararası hukuk belgeleri de dikkate alınarak, İsrail’in işgaliyle oluşturulan durumun uluslararası hukuka uygun olmadığı vurgulanmıştır.
Son olarak, ortak açıklama, iki devletli çözümün korunmasının önemine dikkat çekerek, başkenti Doğu Kudüs olan, 4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne sahip ve yaşanabilir bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesi suretiyle bu çözüme ulaşılması gerektiğini bir kez daha vurguladı. İsrail’in, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetleriyle iki devletli çözümü baltalayan adımlar atması, uluslararası toplum tarafından kınanırken, bu durumun, Filistin topraklarının geleceği ve bölgesel istikrarı için ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtildi. Bu gelişmeler, İsrail’in uluslararası arenadaki itibarını zedelemeye ve daha fazla yaptırım uygulamasını tetiklemeye yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir.