Sivas'ın kalbinde yer alan Dört Eylül Barajı, uzun süren kuraklık sonrası beklenmedik bir dönüşüm yaşattı. Gökyüzünden gelen bereketli yağışlar, kuruyan toprakları canlandırırken, barajın yüzeyinde suyun yükselişi bölge halkını şaşkınlık ve sevinçle karşıladı. Son yılların en etkileyici manzaralarından biri olarak kayıtlara geçerken, barajın yeniden dolması umutsuzluğa kapalı olan Sivas için bir neşe kaynağı oldu.
Geçen yaz yaşanan kuraklık, barajın tamamen kurumasına neden olmuştu. Bu durum, bölge halkının içme suyu ihtiyacını karşılamakta büyük zorluklar yaratmıştı. Bu nedenle, 1 milyar liralık kapsamlı bir proje başlatılmış ve Pusat-Özen Barajı'ndan 50 kilometre uzaklıktaki baraja su taşımaya başlanmıştı. Ancak, bu çabalara rağmen barajın tamamen dolması mümkün olmamıştı. Bu girişimin, barajı kurtarma konusunda yetersiz kaldığı açıkça görülmüştü.
Yağmur ve kar yağışının etkisiyle barajın su seviyesi, son 15 yılın en yüksek noktasına ulaştı. Bu durum, bölge halkı için içme suyu konusunda bir güvenlik unsuru sağlarken, kuruyan derelerin de yeniden suyla dolmasıyla bölgede bir yaşam döndü. Sivas Dört Eylül köyü muhtarı Ali Pek, barajdaki su seviyesinin son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını belirterek, 2009-2010 yıllarında barajın taştığını hatırlattı. Bu geri dönüş, bölgeye umut ve güven vererek, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı konusunda farkındalık yaratıyor.
Muhtar Pek, su kaynaklarının korunmasına dikkat çekerek, “Bu sene kar ve yağmur yağışı çok oldu. Hiç akmayan kuru derelerden su aktı. İnşallah Sivas susuz kalmayacak. Ancak su bol diye de israf etmemek gerekiyor. Barajda çok büyük bir kaçak olduğuna dair söylentiler var ama öyle bir durum yok. Çünkü bu baraj kar ve yağmur suları ile besleniyor” dedi. Barajın yeniden canlanması, Sivas halkı için bir neşe kaynağı olup, aynı zamanda su kaynaklarının kıymetini bilme ve bilinçli tüketme konusunda önemli bir hatırlatıcı niteliği taşıyor.