Günümüzün dijital dünyasında, kullanıcıların paylaştığı her bir kare, potansiyel bir risk barındırıyor. Instagram’da popüler hale gelen 1980’ler temalı paylaşımlar, ilk bakışta nostaljik bir eğlence sunarken, altında yatan tehlikeye dikkat çekiyor. Kullanıcılar, fotoğraflarını, aile albümlerinden seçtikleri kareleri veya iş arkadaşlarıyla 80’lere dönerek benzer paylaşımlar yapıyor. Ancak bu paylaşımlar, dikkatli olunması gereken ciddi bir siber güvenlik sorununa işaret ediyor.

Bu tür akımların yaygınlığı, daha önce ‘bebekliğinden fotoğraf paylaş’, ‘ilkokulundan fotoğraf paylaş’, ‘üniformanla fotoğraf paylaş’ gibi benzer trendlerin ortaya çıkışıyla benzer bir dinamik oluşturuyor. İnsanların hayatlarının farklı dönemlerinden, özel anlarını dijital ortama aktararak, büyük miktarda verinin toplanmasına zemin hazırlıyor. Bu durum, uzmanlar tarafından, kişisel verilerin sızdırılması ve kötüye kullanılması riskinin artması açısından ciddi bir uyarı olarak değerlendiriliyor.

Uzman Burak Bozkurtlar, ‘Her şeyinizi değişseniz de yüzünüzü değişemezsiniz’ diyerek, bu akımın temel tehlikesini vurguluyor. Dijital çağda, her birimizin dijital bir ikilisi var. İnternet geçmişimiz, araştırdığımız konular, izlediğimiz içerikler, hatta telefonda konuştuğumuz kelimeler, hepsi değerli veri olarak kayıtlara geçiyor. Bu dijital ikizler, kişisel bilgilerimizi, alışkanlıklarımızı, hatta sağlık sorunlarımızı hakkında detaylı bilgi içeriyor. Şirketler ‘pazarlama verisi olarak kullanacağız’ dese bile, bu kritik veri setlerinin zamanı geldiğinde istihbarat amaçlı da kullanılabileceği unutulmamalıdır.