Bartın’ın Küçükçekmece’ye bağlı Hz. Ebubekir Camii’nde, ibadet ve toplumsal dayanışma çabaları, beklenmedik bir şiddet sarmalıyla karşı karşıya kaldı. Bu olay, cami aidatlarının usulüne uygun yönetilmemesiyle başlayan bir anlaşmazlığın, ciddi hukuki ve güvenlik sorunlarına dönüşmesine işaret ediyor.
Olayın merkezinde, müezzin Ferdi Bıyıkoğlu ile imam İsmail A.’nın arasına düşen bir anlaşmazlık yer alıyor. Bıyıkoğlu, camiye toplanan cemaat yardımlarını usulüne uygun şekilde kaydetmediğini iddia etti. Bu iddia, cami imamının, yardımları kayıt altına almadan doğrudan kendi kullanımına aktardığı yönündeki şüphelerle sonuçlandı. Müftülük kayıtlarındaki tutarlar ile camide toplanan yardımlar arasındaki fark, Bıyıkoğlu’nun şüphelerini körükledi ve resmi bir şikayete dönüştü.
Şikayet sonrası, Bıyıkoğlu’na karşı çeşitli suçlamalarla dolu imza kampanyaları başlatıldı. Ayrıca, Bıyıkoğlu ve ailesi, bu durumdan dolayı tehdit ve saldırılara maruz kaldı. 20 Mart 2026 tarihinde, cami imamının yakınından bir kişi, Bıyıkoğlu’na ölümle tehdit ederek olayları daha da tırmandırdı. 10 Temmuz 2026’da ise, cami önünde yaşanan bir tartışma sırasında imam, Bıyıkoğlu’nun eşi Ebru Bıyıkoğlu’nu kayda almakla suçlayarak fiziksel bir saldırıya geçti. Bu saldırı, güvenlik kamerası tarafından da kaydedildi.
Olayın ardından, müezzin kayyım Ferdi Bıyıkoğlu ve eşi Ebru Bıyıkoğlu, yaşananları ve karşılaştıkları zorlukları anlattı. Ebru Bıyıkoğlu, eşinin usulü sağlamak için imamla yaptığı görüşmeleri ve imamın buna karşı direnmesini, şüphe ve iftira kampanyalarının yol açtığı travmayı gözyaşlarıyla anlattı. Bu olay, sadece cami aidatlarının değil, aynı zamanda cami yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini bir kez daha vurguluyor. Bu karmaşık olay, yetkililerin hassasiyetle yaklaşmasını ve benzer durumların tekrar yaşanmasını önlemek için gerekli önlemleri almasını talep ediyor.”}çıkışa çıkarken şüpheleri artırmış ve bu da sonuç olarak şiddete ve iftira kampanyalarına yol açmıştır. Bu durum, müftülükten yatan paraların miktarlarının, camide toplanan yardımlarla tutarsız olduğunu ortaya koymuştur. Bıyıkoğlu, bu durumun üzerine, müezzinden