Konut finansmanında önemli bir rol oynayan TOKİ’nin uyguladığı taksitlendirme sistemi, son dönemde ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, bu sistemin özellikle memur maaş katsayısına bağlı artışlarla beraber, konut sahibi olmayı hedefleyen vatandaşlar üzerinde beklenmedik mali yükümlülükler yarattığını savundu. Bu durum, TBMM’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yöneltilen kritik sorularla birlikte, TOKİ’nin finansal stratejisinin yeniden sorgulanmasına neden oldu.

Öztunç’un sunduğu soru önergesinde, TOKİ’nin temel amacının dar ve orta gelirli vatandaşların konut sahibi olmasını kolaylaştırmak olduğu vurgulandı. Ancak, mevcut artış sisteminin bu amaca ters düşerek, düzenli ödeme yapan hak sahiplerinin ödeme kapasitesini aşan bir borç yükü altına girmesine yol açtığı belirtildi. Örnek olarak, 2022 yılında hayata geçirilen 250 Bin Sosyal Konut Projesi’nde, 4 milyon lira satış bedeline karşılık, ödeme süresi sonunda hak sahibine yaklaşık 26 milyon lira maliyet oluşturabileceği ifade edildi. Bu durum, projenin sosyal devlet ilkeleriyle uyumlu olmadığını gösterdi.

Soru önergesinde, Bakan Kurum’a yöneltilen detaylı sorular, sistemin ardındaki gerekçeleri ve vatandaşların yaşadığı zorlukları anlamaya yönelikti. Özellikle, 250 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında Türkiye genelindeki hak sahibi sayısının, artış sisteminin uygulanmasının nedeninin ve düzenli ödeme yapan hak sahiplerinin borçlarının neden artmaya devam ettiğinin belirlenmesi isteniyordu. Ayrıca, ödeme güçlüğü yaşayan hak sahiplerinin sayısı, sözleşme fesihleri ve konut vazgeçişleri gibi konularda da bilgi talep ediliyordu.

Bu gelişmeler ışığında, TOKİ’nin taksitlendirme sisteminin yeniden gözden geçirilmesi ve daha adil, öngörülebilir bir finansman modeline geçilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bakanlıkça faizsiz yeniden yapılandırma, vade uzatımı veya borç güncellemesi gibi düzenlemelerin değerlendirilmesi, konutların geri ödeme tutarının aşırı yüklenmesini engelleyecek yeni finansman modelleri üzerinde çalışılması ve dar gelirli vatandaşların konutlarını kaybetmelerini önleyecek somut tedbirlerin alınması talep ediliyor. Bu durum, konut sektöründe ve sosyal konut projelerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir.