Küresel finans dünyasında yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. BRICS+ ülkelerinin altın rezervlerindeki olağanüstü büyüme, uzun yıllardır doların hakimiyetine meydan okurken, küresel ekonomik dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. EBC Financial Group’un analisti Michael Harris’in öngörülerine göre, bu durum sadece bir yatırım trendinden ibaret değil, tam anlamıyla bir parasal düzen değişimidir.

Son yıllarda merkez bankalarının altın alımlarındaki artış, özellikle BRICS+ ülkelerinin bu alanda gösterdiği ivme, dikkatleri üzerine çekmiş durumda. 2025’te merkez bankalarının orta ölçekli altın üreticisi ülkelerin yıllık maden üretiminden bile daha fazla altın biriktirmesi beklenirken, uzmanlar bu talebin spekülatif değil, temel bir politika değişikliğinin sonucu olduğunu vurguluyor. Rusya, Çin, Hindistan, Türkiye ve Polonya gibi ülkelerin öncülüğünde gerçekleşen bu alımlar, 2025 boyunca 40’tan fazla merkez bankasını içine alan devasa bir hareketin parçası haline geldi. Alımlar, fiyatlardan bağımsız ve tek yönlü olarak gerçekleşti.

BRICS+ ülkeleri, toplamda 6 bin tonu aşan altın varlıklarıyla küresel merkez bankası rezervlerinin yaklaşık yüzde 17,4’üne ulaşmış durumda. Rusya, 2 bin 336 tonla lider konumunu korurken, Çin 2 bin 298 tonla ikinci, Hindistan ise 880 tonla üçüncü sırada yer alıyor. Bu durum, BRICS+ ülkelerinin küresel altın piyasasında giderek daha önemli bir oyuncu haline geldiğini gösteriyor. 2020-2024 döneminde BRICS ülkelerinin küresel merkez bankası altın alımlarının yarısından fazlasını gerçekleştirmesi, 2025’in ilk dokuz ayında ise yaklaşık 663 ton (91 milyar dolar) altın alımı yapılmasıyla da destekleniyor. Brezilya’nın 2021’den sonra ilk kez rezervlerine altın eklemesi ise bu dönüşüme bir yenisini ekliyor.

Bu altın akışı, Rusya’nın Ukrayna işgalinden sonra 300 milyar dolarlık döviz rezervlerinin dondurulması gibi faktörlerle de şekilleniyor. ABD dolarının küresel rezervlerdeki payı, 2025 sonunda yüzde 71’den yüzde 57’ye düşerken, bu durumun altında, euro, yen, altın ve alternatif para birimlerine kayışın etkisi daha belirgin hale geliyor. Dünya Altın Konseyi’nin 2026’daki öngörüsüne göre merkez bankaları, toplamda 750-850 ton altın alacak. Bu, altın fiyatları için güçlü bir taban oluşturacak ve merkez bankalarının dolar üzerindeki hakimiyetini daha da zayıflatacaktır. Kurumsal ve bireysel yatırımcıların da altına yönelmesi, bu eğilimi daha da hızlandıracak ve küresel altın piyasasında yeni bir denge kurulmasına neden olacaktır.