Ulaşım sektöründeki kritik yapıların yeniden piyasaya sürülmesi, yatırımcılar ve ekonomistler için büyük bir merak uyandırıyor. 2012’de reddedilen özelleştirme teklifinin ardından, Türkiye’nin en önemli ulaşım hatlarından Boğaz köprüleri ve devlet otoyollarının özel sektöre devri için yeni bir süreç başlatıldı. Bu süreç, 14 yıl sonra farklı ekonomik koşullar ve devlet politikalarındaki değişimlerle şekilleniyor.

Bu yeniden değerlendirme, özellikle 2012’deki ihale sürecinin sonuçları ve dönemin siyasi atmosferi göz önüne alındığında oldukça dikkat çekici. O dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “düşük” olarak reddedilen 5,72 milyar dolarlık teklif, günümüzde devletin özelleştirmelerden beklediği hedeflerin oldukça üzerinde bir rakama denk geliyor. Bu durum, stratejik kamu varlıklarının yeniden özel sektöre verilmesi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendiriyor.

Yeni yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 30 yıllık sözleşmelerle işletme hakkının devredilebilmesinin önü açılıyor. Bu, Boğaziçi Köprüsü (15 Temmuz Şehitler Köprüsü), Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve yaklaşık 2 bin kilometre uzunluğundaki otoyol ağının özel sektör tarafından işletilmesinin yolunu açıyor. Bu süreç, 31 Aralık 2031 tarihine kadar tamamlanması öngörülüyor.

Özelleştirme sürecinin detayları, 2012’deki ihale sürecinin önemli hatalarını ve farklı değerlendirme yöntemlerini de ortaya koyuyor. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın, köprü ve otoyolların değerlemesi konusunda farklı raporlardan elde ettiği sonuçlar, özelleştirme sürecinin karmaşıklığını ve siyasi kararların ekonomik değerlendirmeler üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. Bu durum, benzer projelerde daha dikkatli ve kapsamlı analizlerin yapılması gerektiğinin altını çiziyor.