Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleştirilen Serhat Kılıç anma töreni, oyuncu ve seveni arasında duygusal bir atmosfer yaratmıştı. Kılıç’ın hayatının sonunu burada vermesi, yakınlarının ve meslektaşlarının üzgün yüzlerini bir araya getirmişti. Özge Özder, dostu Serhat’ın tabutu başında gözyaşlarını tutamamış, anın ağırlığıyla sarsılmıştı. Ancak, törenin ardından yaşanan bir durum, Özder’in hassasiyetini bir kez daha ortaya koyarak geniş kitlelerin dikkatini çekti.
Törenin sonunda, bazı misafirlerin Özder’in duygusal anlarını ölümsüzleştirme çabaları, oyuncunun sınırlarını zorlamıştı. Salondan ayrılırken, fotoğraf çekmek isteyen bir bireyin yaklaşımı, Özder’in iç dünyasında derin bir tepkiye yol açmıştı. ‘Ne yapıyorsun ya, biraz saygınız olsun’ şeklinde ifade ettiği sitem, o anın karmaşıklığını ve Özder’in özel anlara gösterdiği özeni vurguluyordu. Bu beklenmedik karşılık, anma töreninin akışını değiştirmiş ve kamuoyunda tartışma konusu olmuştu.
Özder’in bu tutumu, geçmişte de benzer hassasiyetlerini göstermişti. Özellikle, dedesi vefatı sonrası hastanede yaşananlar, oyuncunun duygusal kırılganlığını gözler önüne sermişti. Koridorda ağlarken çekilen fotoğrafı, Özder için kabul edilemez bir durum yaratmış, empati kurma ve başkalarının özel anlarına saygı gösterme bilincini pekiştirmişti. Bu durum, sanat camiasında ve geniş halk arasında, hassasiyetin önemine dair bir hatırlatma niteliğindeydi.
Özge Özder’in bu anı, sadece bir cenaze törenindeki tepkiyi aşan, sanatçıların ve bireylerin duygusal sınırları, başkalarının hassasiyetleri ve özel anlara saygı gibi konularda daha derin bir düşünce gerektiren bir olaydı. Bu durum, anma töreninin ve ayrıca kamuoyunun, bu tür hassas anlara yaklaşırken daha dikkatli ve anlayışlı olmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.