Türkiye’nin tekstil ve hazırgiyim sanayisi, 2022-2026 yılları arasındaki ekonomik dalgalanmalar nedeniyle büyük bir endişe içerisindeydi. Sektör temsilcileri, orta vadeli programda üretim ortamını destekleyecek bir vizyonun bulunmaması durumunda 364 bin kişilik istihdam kaybı ve 10 bin 497 işletme kapanmasının önüne geçilemeyeceğini vurguladı. Bu durum, sektörün geleceği hakkında ciddi soru işaretleri yaratırken, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından hazırlanan 38 maddelik teşvik önerisi, çözüm arayışında önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.
TGSD’nin müşterek başkanı Toygar Narbay, mevcut ekonomik koşulların sanayiyi ciddi şekilde yıprattığını ve rekabet gücünün düşmesine neden olduğunu belirtti. Özellikle, maliyetlerin (ücretler, finansman maliyetleri, enflasyon ve para birimi) aşırı artışının, sektörün istikrarını tehdit ettiğini ifade etti. Narbay, bu durumun sektörde ‘butikleşme’ trendine yol açacağını ve dolayısıyla istihdam kaybının artmasına neden olacağını uyarıyor. Sanayisizleşme tercihinin, Türkiye’nin geleceği için büyük bir risk oluşturduğunu vurgulayarak, sektörün yeniden değer üretmesini ve ihracatını artırmasını hedefleyen stratejilerin hayata geçirilmesini talep etti.
Sektör temsilcileri, OVP’nin (Orta Vadeli Program) sanayiye yönelik yaklaşımını eleştirerek, yüksek teknoloji odaklı bir stratejinin, genel sanayi yapısını yeterli şekilde desteklemediğini savundu. Özellikle, mal ihracatının milli gelire oranındaki düşüş, sektörün önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalabileceği ciddi bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu konuda, Eximbank’ın kredi/ihracat oranının artırılması ve faiz ödeme yükünün hafifletilmesi gibi önlemlerin alınması gerektiği belirtildi. Ayrıca, sektörün rekabet gücünü artırmak için, para birimi dalgalanmalarının olası etkilerine karşı koruma mekanizmalarının geliştirilmesi de önem taşıyor.
<Narbay, OVP’nin ‘olması gereken’ kur tespitinin yapıldığını belirtirken, geçmişten gelen değerlenme sorununu ve bunun rekabetçiliği nasıl etkileyeceğini vurguladı. Bu nedenle, sektörün geleceği için net ihracata verilen kur dönüşüm desteğinin artırılması, reeskont faizlerinin politika faizinin yüzde 50’sine sabitlenip tahsilatın vade sonuna kaydırılması ve Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı’nın kurulması gibi önlemlerin alınması gerektiği savunuldu. Sektörün stratejik hedeflerine ulaşabilmesi için, ihracatın hacmini ve değerini artırmaya yönelik kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği belirtildi.