Sekiz yılın solukluğu içinde, Alaeddin Keykubat adında bir adam, karanlığın acımasız kollarında yaşam mücadelesi vermişti. Atabeyinin karanlık bir ihaneti, onu bir zindana hapsedmiş, umutlarını bir kenara itmişti. Ancak bu karanlık, onun ruhunda bir tohum filizlendirdi: Hayata tutunma, adalet arama ve sonunda tahtı geri alma arzusu. Bu zindan hayatı, onu bir savaşçı, bir stratejist ve bir lider olarak yetiştirdi.
Zindanın kapıları, hiç de beklediği gibi açılmadı. Bunun yerine, karşısında Ayaba'yı buldu. Geçmişin en acımasız hesaplarını tutan, onu öldürmeye yemin etmiş bir düşman. Ancak kaderin cilvesiyle, Ayaba'nın planları altüst oldu. Alaeddin, Selçuklu tahtının hakimi, bir anda zindanın duvarlarından yükselmiş, kendi karanlığından doğan bir güneş gibiydi. Bu dönüşüm, Konya'yı ve Kalonoros'u (Alanya) da sarsacak, yeni bir çağın başlangıcını müjdeliyordu.
Kalonoros Prensesi Destina, bu değişimle bambaşka bir anlam kazanıyordu. Yıllar önce, kim olduğunu bilmediği, gizemli bir adamın hayatına dokunmuştu. Şimdi, tahtın yeni sahibi olan Alaeddin Keykubat'ı kendi gözleriyle görmek istiyordu. Kimliğini gizleyerek Konya'ya doğru yola koyuldu, bu maceraperest yolculuk, onun için hem bir umut kaynağı hem de bir tehlike arzı taşıyordu. Bu yolculuğun sonunda Destina'nın kaderi, Alaeddin'in adaleti ve aşkının arasında şekillenecekti.
Bu epik hikaye, sadece bir taht kavgalarından ibaret değildi. Selçuklu hanedanının kadim sırları, aşkın ve ihanetin karmaşık ilişkileri, güçlü kadın figürlerinin (Hüma Hatun, Kontrol edemediği Destina/Hunad) siyasi oyunları ve Alaeddin Keykubat'ın zekası ve cesareti, izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunacaktı. Bu, sadece bir dönemin sona ermesi değil, aynı zamanda yeni bir imparatorluğun doğuşuyla tanıklık etmekti. Bu hikaye, Sabah.com.tr ekranlarında, atv'nin büyüleyici prodüksiyonuyla hayat bulacak.