1923 yılının 9 Eylül’ünde, Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sona erdiği an, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı bir günde Türk halkı, yeni bir siyasi iradenin doğuşunu kutladı. Bu günde kurulan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), o günden sonra Türkiye siyasetinde önemli bir rol oynamış, ancak partinin içindeki dinamikler ve ideolojik farklılıklar, zaman içinde karmaşık ve uzun süren bir dönüşüm sürecine neden oldu. Başlangıçta Mustafa Kemal Paşa’nın vizyonu üzerine inşa edilen bu parti, yıllar içinde farklı yönelimler ve değişimlerle şekillenerek günümüzdeki haline ulaştı.

Afyonkarahisar’da başlayan Büyük Taarruz’un ardından İzmir’e hakim olan Türk ordusu, Yunan işgaline son vererek, Kırmızı-Beyaz bayrağı Kadifekale’nin zirvesine dikti. Bu zafer, Cumhuriyet’e doğru atılan ilk büyük adımlardan biri oldu. Ancak, partinin içindeki rekabetler ve ideolojik ayrılıklar, 1924’te Halk Fırkası’nın kurulmasıyla başladı. 1923’te kurulan Halk Fırkası, daha sonra 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı ve 1935’te ise Cumhuriyet Halk Partisi olarak yeniden şekillenerek, Türkiye siyasetinde yerini sağlamlaştırdı. Bu süreçte, parti içinde farklı gruplar ve akımlar ortaya çıktı, tüzükler ve programlar değişti ve partinin ideolojik temelleri zaman içinde farklı şekillerde yorumlandı.

CHP’nin içindeki bu karmaşık süreç, özellikle 1950’lerden sonra daha da yoğunlaştı. Profesör Turhan Feyzioğlu gibi, Türkiye’nin en genç profesörlerinden birinin CHP’den milletvekili olarak görev yapması, partinin siyasi sahnedeki etkisini gösterirken, aynı zamanda partideki farklı ideolojik görüşlerin bir arada bulunmasına da işaret ediyordu. Parti içindeki rekabetler, Bülent Ecevit ile Feyzioğlu arasındaki çatışmalar, 47 milletvekili ve senatörle birlikte CHP’den ayrılıp Güven Partisi’ni kurması gibi olaylar, partinin içindeki istikrarsızlığı ve farklılıkları daha da belirgin hale getirdi. Partinin Seyir Defteri, uzun yıllar boyunca partinin içindeki tartışmaların, çekişmelerin ve stratejik kararların kayıtlarını tuttu.