Orta Doğu'da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı eksenli lojistik tıkanıklıklar, dünya hazır giyim pazarındaki dengeleri kökten değiştiriyor. Enerji arzında yaşanan aksaklıklar nedeniyle Asya'daki dev üretim merkezleri operasyonlarını durma noktasına getirirken, Türkiye'nin coğrafi konumu ve esnek üretim kabiliyeti, küresel markalar nezdinde 'güvenli liman' arayışını tetikliyor. Uzmanlar, bu durumun özellikle 2026 yılının son çeyreği ile 2027 başındaki sevkiyat dönemlerinde Türkiye lehine büyük bir talep artışı yaratabileceğini öngörüyor.
Asya kıtasındaki üretim üslerinde tablo her geçen gün ağırlaşıyor. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş; Sri Lanka, Vietnam ve Bangladeş gibi ülkelerde çalışma saatlerinin kısıtlanmasına ve fabrikaların düşük kapasiteyle çalışmasına neden oluyor. Lojistik rotaların Ümit Burnu'na kaymasıyla uzayan teslimat süreleri ve artan navlun giderleri, küresel alıcıları Asya'dan uzaklaştırarak daha yakın ve istikrarlı bölgelere yöneltiyor. Güney Kore ve Çin gibi devlerde de ham madde sevkiyatlarındaki bozulmalar, üretim maliyetlerini yönetilemez seviyelere çekiyor.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından hazırlanan ve ilgili bakanlıklara sunulan rapor, bu kritik süreci bir 'hazırlık sınavı' olarak tanımlıyor. Rapora göre, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı yüksek maliyet artışları ve rekabet gücü kaybına rağmen, mevcut kriz ortamında 'stok riski taşımayan stratejik bölge' avantajı hala geçerliliğini koruyor. Ancak sektör temsilcileri, artan ham madde ve işçilik maliyetlerinin baskısı altında olan ihracatçının bu fırsatı kazanca dönüştürebilmesi için acil destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
Sonuç olarak, küresel tedarik zincirindeki kopuşlar Türkiye'ye yeniden bir üretim üssü olma kapısını aralıyor. Sektörün bu tarihi dönemeçten başarıyla çıkabilmesi için üretim ve ihracat odaklı teşvik paketlerinin vakit kaybetmeden devreye alınması gerektiği vurgulanıyor. Eğer ekonomik konjonktür ve maliyet yönetimi doğru adımlarla desteklenirse, Türkiye hazır giyim dünyasında kaybettiği pazar payını geri kazanmakla kalmayıp, uzun vadeli bir tedarik merkezi olma konumunu perçinleyebilir.