1948 yılının Kasım ayında Cumhuriyet Gazetesi’nin sayfalarında yankılanan bir çağrı, 9 Eylül Zafer Marşının ve İzmir’in kurtuluşunun ardındaki gerçekleri yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Behçet Bağatır’ın, emekli süvari subayı olarak, İzmir Belediyesinden bir hastabakıcı tayininin, Yüzbaşı Şerafettin’in rahatını sağlamak için ideal bir çözüm olacağını belirttiği o mektup, dönemin ruhunu ve kahramanlık hikayelerini hatırlatıyor.
Bağatır’ın talebi, üç yıl sonra gerçekleşen Şerafettin Albay’ın vefatı ile sonuçlanıyor. Cenaze töreni, Beşiktaş’ta düzenleniyor ve Şerafettin’in adı, 9 Eylül Zafer Marşının en önemli simgelerinden biri olarak kalıcı bir yer edinmiş oluyor. Bu zaferin zaferini, Mustafa Kemal Paşa’nın o günkü ifadesiyle “kutsal kitabı millete, kıymetli kılıcı da İzmir fatihine” teslim etmesiyle pekiştiriyor.
Ancak İzmir’in kurtuluşu, sadece bir komutanın kahramanlığıyla sınırlı değildi. Buhara Halk Şûraları Cumhuriyeti tarafından gönderilen diplomatik heyet, Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’ya hediye ettiği kılıçlarla, zaferin sembollerini taşıyordu. Paşa’nın “Allah’ın izni ile İnönü ve Sakarya zaferlerini kazanan milli ordumuz, İnşallah çok yakında bu kılıcı da kazanmış olacaktır” sözleri, o günkü umutları ve beklentileri yansıtıyor. 9 Eylül’de Türk ordusunun İzmir’e girişi, bu hediye ile birlikte, zaferin en görkemli ifadesini oluşturuyordu.
Fahrettin (Altay) Paşa’nın “10 Yıl Savaş ve Sonrası” adlı eserinde İzmir’e 9 Eylül 1922’de 2. Tümenin öncülüğünde, Binbaşı Reşat komutasındaki 4. Alayın girdiğini, Yüzbaşı Şerafettin’in Hükümet Konağı’na bayrağı göndere çektiği detaylar anlatılıyor. Bu anlatım, zaferin sadece bir komutanın eylemiyle değil, birliklerin ve askerlerin özverisiyle gerçekleştiğini vurguluyor. Aynı zamanda, o günkü tanıklardan Yüzbaşı Abdurrahman Özgen’in ifadesi, İzmir’e ilk olarak kendi birliklerinin girdiğini, bir 1. Süvari Tümeni alayının öncülüğünü yaptığını ve Saat Kulesi önünde bekleyen askerlerin o anki heyecanını aktarıyor. Bir kadın askerin, ‘Gazanız mübarek olsun’ diyerek bayrağı saklaması ve daha sonra bayrağı göndere çekmesi, zaferin halkın da desteğini gördüğünü gösteriyor.