Tekstil sektörünün, Türkiye ekonomisinin önemli bir parçası olan hazır giyim ve tekstil alanında karşı karşıya olduğu zorlu koşullar, orta vadeli programda sanayinin geleceği için ciddi bir endişe yaratıyor. Sektör temsilcileri, 2022-2026 döneminde 364 bin istihdamın ve 10 bin 497 işletmenin potansiyel olarak kaybedilmesine karşı harekete geçilmesini talep ederek, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) liderliğindeki bir çağrışım başlatıyor.
TGSD’nin 38 maddelik teşvik önerisi, sektörün mevcut durumunu ve Türkiye sanayisinin karşı karşıya olduğu yapısal riskleri değerlendirmek amacıyla Saray’a sunuldu. Müşterek Başkan Toygar Narbay, desteklerin sağlanmaması halinde pazarın kaybedilmesinin, üreticilerin stratejik olarak butikleşmesinin ve bu durumun ciroların korunmaya çalışılmasıyla istihdam kaybına yol açmasının kaçınılmaz olacağını vurguladı. Narbay, sanayisizleşme tercihinin, Türkiye’nin geleceği için ciddi bir tehlike olduğunu, ekonomik dengelerin bozulmasına ve rekabet gücünün zayıflamasına neden olabileceğini belirtti.
Sektör temsilcileri, maliyet artışlarının rekabet gücünü nasıl etkilediğini de dikkat çekerek, 2022-2026 döneminde ücretlerin 5.1 kat, finansman maliyetlerinin 4.1 kat, enflasyonun 3.8 kat artarken paritenin 2.5 kat artmasının ciddi bir makas oluşturduğunu ifade etti. Bu durum, özellikle Türk ihracatçısının küresel rekabette her gün 10 puan geriden başladığını gösteriyor. Ayrıca, ülkenin geçmişte yaklaşık 12 milyar dolar olan faiz ödemesinin 60 milyar dolara ulaştığı ve mal ihracatının milli gelire oranının 2025’te yüzde 17.1 iken yeni OVP’de bu payın 2029’da yüzde 14.2 öngörülmesine; 2028 tahmininin de 1.9 puan geri çekilmesine dikkat çekildi.
Sektör temsilcileri, OVP’de “olması gereken” kur tespitinin yapıldığını belirtirken, geçmişten gelen değerlenme sorununu ve bu farkın ortadan kaldırılmaması durumunda rekabetçilik açısından zorlanılacağını ifade ettiler. Yüksek teknolojiye verilen desteğin ön plana çıkarılmasına rağmen, sanayinin çoğunluğu için bir yaklaşım görmediklerini belirten Narbay, OVP’nin ‘İstihdamı ve pazarı olabildiğince koru; ben seni bunun için destekleyeceğim ama bu süreçte dönüş’ şeklinde bir mesaj içerdiğini değerlendirdi. Ancak, bu stratejinin kendi sektörlerinin değer yaratma ve hacmi artırma hedefleriyle örtüşmediğini vurguladı. TGSD, net ihracata verilen kur dönüşüm desteğinin yüzde 10’a yükseltilmesi, reeskont faizlerinin politika faizinin yüzde 50’sine sabitlenip tahsilatın vade sonuna kaydırılması, Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı’nın kurulması ve Eximbank kredi/ihracat oranının 2018’deki yüzde 16.5 seviyesine çıkarılması gibi önlemlerin alınmasını talep etti.