Ziya Gökalp’in ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak’ başlığıyla ortaya konulan düşünceleri, Türk dünyasının geleceğine yön veren önemli bir eser olarak yeniden gün yüzüne çıkarılıyor. Bu kapsamda, Türkçenin beş farklı lehçesinde yayınlanan yeni versiyonu, Türk dünyası arasında bir köprü görevi görerek, ortak bir dil ve kültür mirasını yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, sadece edebi bir zenginlik sunmakla kalmayıp, aynı zamanda bir bütünlük ve uyum arayışının somut bir örneğini temsil ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu projeyi, Türk dünyasının ortak kimliğini inşa etme çabalarının bir parçası olarak değerlendirdi. Ersoy, Ziya Gökalp’in fikirlerinin, modern Türkiye’nin temel taşlarından biri olduğunu ve bu çalışmanın, Gökalp’in düşünce mirasının, geniş coğrafyalarda yankılanmasını sağlayacağını vurguladı. Özellikle, İstanbul’dan başlayıp, Orta Asya’nın farklı şehirlerine uzanan geniş bir coğrafyayı kapsayan bu perspektif, Türk dünyasının bir bütün olarak ele alınmasının önemini ortaya koyuyor.
Projenin odak noktası, dilin Türk dünyası arasındaki dayanışmanın en önemli aracı olduğuna inanılmasını sağlamaktadır. Tarih boyunca, dil ve kültürel değerlerin korunmasına yönelik çabalar, genellikle farklı güç odakları tarafından engellenmiş ve ortak bir hafıza oluşturma çabaları zedelenmiştir. Bu bağlamda, Gökalp’in düşünceleri, bu tür müdahalelere karşı bir direnç olarak değerlendirilerek, yeniden yaygınlaştırılmasının stratejik önemi vurgulanmaktadır. Türk Dil Kurumu’nun ve diğer ilgili kurumların desteğiyle hayata geçirilen bu girişimin, Türk dünyası arasında daha güçlü bir birlik ve beraberlik duygusu oluşturması hedefleniyor.
Son olarak, bu proje sadece bir kitabın basımıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda bir düşünce geleneğinin gelecek nesillere aktarılmasına yönelik kapsamlı bir çabadır. Ziya Gökalp Sergisi gibi görsel ve içeriksel zenginliklere sahip etkinliklerle desteklenen bu girişim, Türk dünyası arasındaki kültürel bütünleşme sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor. Proje, dilin ve kültürün, Türk dünyası için ortak bir kimlik oluşturma ve güçlendirme gücüne sahip olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.”}