Türkiye’nin gözde bölgelerinden Büyükçekmece’de, iddialara göre organize suç örgütünün etkisiyle yapılan yolsuzluk operasyonunun perde perde açılışının detayları dün gece yeni bir iddia mektubuyla gün yüzüne çıktı. Savcılığın hazırladığı iddianame, Büyükçekmece Belediyesi’ne yönelik soruşturmanın merkezinde yer alan 14 eylemi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyarak, soruşturmanın boyutunu daha da genişletti. İddianamenin içeriği, belediye kaynaklarının ve mülklerin, örgüt elebaşları ve bağlıları tarafından rüşvet karşılığında kullanıldığını gösteriyor.
İddianamenin ilk belirlediği eylemde, şüphelilerin Villa Projesi’ni hayata geçirmek için belediyeden yoğun çaba gösterdiği, bu çabaların rüşvetle sonuçlandığı görülüyor. Şüphelilerden Ahmet Murat Mermer, İbrahim Emre Mermer ve Hayrettin Mermer isimleri, belediye yetkilileriyle sıkı ilişki halinde olarak, 72 numaralı villa gibi önemli mülkleri rüşvet karşılığında elde etmeye çalışmışlardır. Bu eylem, Nuraydın Sak isimli firari şüphenin de dahil olduğu bir zincirleme süreç başlatmıştır. Sak’ın talepleri karşılığında, şüphelilerden elde ettiği villaları, örgütün “kasası” olarak bilinen Ayhan Bacınoğlu’na ait bir firmaya devretmesi, soruşturmanın ilk kilometre taşlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında, mağdur H.D. ve M.A. isimli şahısların, Büyükçekmece’de hayata geçirmeyi planladıkları bir villa projesi için belediye yetkililerine inşaat ruhsatı talebinde bulunmaları ve bu talebin de rüşvetle sonuçlanması ortaya konulmuştur. Şüpheli Sak’ın, üç villa talep etmesi üzerine, talebin kabul edilememesi ve talebin sürüncemede bırakılması, projenin sonlandırılmasına ve bir villanın Mehmet Kılıç ve Abdulsamet Bahadır isimli şüphelilere icbarla verilmesi gibi olaylar, soruşturmanın karmaşıklığını gözler önüne sermektedir. Bu noktada, tanık ifadeleri de önemli bir rol oynamakta, özellikle tanık M.G. ile M.K. isimli tanıkların ifadeleri, arsaların ve projelerin şüpheli Osman Yeşilgül’e ait olduğu ve daha sonra Akgün’e devredildiği yönündeki iddiaları desteklemektedir.
İddianame, Akgün’ün çocuklarının 25-30 yaş aralığında olduğu ve bu mülkleri alabilecek maddi güce sahip olmadıkları halde, bazı mülklerin birden fazla şüpheliye devredilmesi gibi durumların, hayatın olağan akışına aykırı olduğu vurgulanarak, şüphelilerin eylemlerinin suç örgütünün organize bir şekilde yürüttüğü, siyasi ve mali çıkarları hedefleyen bir yapı tarafından yönetildiği tezi güçlendirmektedir. Bu durum, soruşturmanın gelecekteki adımlarını da şekillendirebilir. İddianame, ayrıca, şüphelilerin mülk devirlerinde kullandıkları faturalama sistemlerinin de incelenerek, rüşvetin kaynağına ve dağıtımına ilişkin daha fazla bilgi edinilmesi hedeflenmektedir.