Denizin derinliklerinde, İspanya’nın Mar Menor gölünde, bilim insanlarının şaşkınlığına bir yenisi daha ekleniyor. 2022’de ilk kez gözlemlenen ve ardından aylarca varlığını sürdüren 12 kilometrekarelik beyaz alan, şimdiye kadar yaşanan benzer olaylara kıyasla benzersiz bir ölçekte kendini gösteriyor. Bu sıra dışı oluşum, sadece suyun görünümünü değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda deniz tabanındaki hassas ekosistemi de derinden etkileyerek yaşamın temel unsurlarını tehdit ediyor.
Bu beyaz görüntünün kökeninde, su içerisinde oluşan minik kalsit kristalleri yatıyor. Suyun pH dengesinin yükselmesiyle birlikte, bu kristallerin sürekli olarak oluşumu, suyun rengini süt rengine çevirirken, aynı zamanda bulanıklığı da normal sınırların neredeyse dokuz katına çıkarıyor. Bu durum, güneş ışığının deniz tabanına ulaşmasını ciddi şekilde engelliyor. Araştırmalar, etkilenen bölgelerde ışığın yalnızca yüzde 3,9’unun dibe ulaşabildiğini ortaya koyarken, sağlıklı bölgelerde bu oran yüzde 18,3 olarak ölçülmüş. Bu çarpıcı fark, beyaz alanın deniz yaşamı üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.
Işık eksikliği, deniz tabanındaki bitkilerin fotosentez yapma yeteneğini doğrudan hedef alıyor. Kalsit parçacıklarının bitkiler üzerine sürekli olarak çöktüğü bu süreç, durumu daha da kötüleştiriyor. Sonuç olarak, etkilenen alanın merkezinde 6,7 kilometrekarelik bir deniz tabanı tamamen bitki yaşamaktan mahrum kalmış durumda. Bu durum, deniz canlıları için temel besin kaynağını ortadan kaldırarak, yaşam döngüsünü sekteye uğratıyor.
Bitkilerin yok olması, deniz canlılarının yaşam alanlarını da derinden etkilemiş durumda. Bilim insanları, bir yıl boyunca 4 binden fazla balık popülasyonunu karşılaştırmış ve beyaz lekenin iç ve dış bölgelerdeki balık türlerini incelemişlerdir. Sağlıklı bölgelerde 21 farklı balık türü tespit edilirken, beyaz lekenin yoğunlaştığı merkezde bu sayı yalnızca 3'e düşmüş. Bu durum, balıkların beslenme alışkanlıklarını ve yaşam alanlarını ciddi şekilde değiştirmesine neden oluyor. Araştırmacılar, bu olayın neden yıllardır kaybolmadığını çözmeye çalışırken, bölgeye ulaşan ve besin maddeleri ile karbonatlar taşıyan yeraltı sularının oluşumun devamında rol oynadığına dair şüpheleri dile getiriyor. Mar Menor’daki bu beyaz alanın geleceği, bilim insanlarının bu karmaşık mekanizmaları anlamasına ve etkisini sınırlamaya yönelik çabalarına bağlı olacaktır.