Yosunlu tepelerin ve dalgaların arasında, zamanın durduğu bir ada üzerinde, bir adamın hikayesi yaşanmıştı. Sewall adını taşıyan bu birey, 1983'ten 2005'e kadar, 'Witch Island' olarak bilinen bu küçük adayı, kendi hayatının merkezine koymuştu. Başlangıçta, adanın eski, işlevini yitirmiş yapılarından arınmış, güney kıyısında küçük bir ev inşa ederek adaya yeni bir soluk getirmişti. Ancak, doğanın kalbinde yalnız yaşamanın getirdiği zorluklar, zamanla onu farklı bir yola sürüklemişti.

Adanın mali yükü, Sewall için giderek artan bir sorun teşkil etmeye başlamıştı. Arazinin değer değerlendirmesi, beklenmedik bir artış göstererek 15 bin 600 dolardan 168 bin dolara yükselmişti. Bu durum, adayı gelir kaynağına dönüştürme veya elden çıkarma zorunluluğunu beraberinde getirmişti. Sewall, geleneksel yöntemlere başvurmak yerine, adanın geleceği için son derece düşünceli bir karar aldı. Bu kararın ardında, doğanın korunması ve adanın eşsiz yapısının gelecekte de yaşatılması gibi hedefleri vardı.

1983 yılında, adanın yaklaşık üçte birini koruma amacıyla devletiye bağışladı. Ardından, 1986'ya kadar kalan bölümü da aynı şekilde bağışlayarak, yaklaşık 7 hektarlık Witch Island'ın doğal yapısının korunmasını sağladı. Bu bağışlar sayesinde, adanın yapılaşma potansiyeli ortadan kalkmış, adanın eşsiz atmosferi korunmuştu. Sewall’ın bu fedakâr davranışı, adanın gelecek nesillere aktarılmasını garanti altına almıştı.

Bugün, Witch Island, koruma altında olan bir doğal alan olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yerleşime izin verilmiyor ve Sewall’ın güney kıyısına yaptırdığı küçük ev, adanın geçmişine tanıklık eden nadir eserlerden biri olarak hala ayakta. Özellikle kayakla ulaşım imkanı bulunan ada, ormanlık alanlardan geçen 800 metrelik parkurlarda yürüyüş yapmayı seven ziyaretçiler için benzersiz bir deneyim sunuyor. Kıyı kuşları, balık kartalları ve kel kartalların yanı sıra, adanın doğal güzellikleri, Sewall’ın yıllar önce aldığı kararın bir sonucu olarak korunmuş ve gelecek nesillere aktarılmaya devam ediyor.