Anadolu’nun derinlerinden yükselen Bektaşilik inancının kalbi, yüzyıllar boyunca manevi arayışlarla şekillenmiş, kendine özgün bir felsefe ve öğretidir. Bu öğretinin öncülük eden figürleri, son dönemde ortaya çıkan bazı girişimlere karşı önemli bir uyarı yayınlayarak, Bektaşilik’in doğasını ve temel prensiplerini yeniden hatırlatmaya çalışmaktadır. Özellikle Arnavutluk’ta kurulması planlanan ‘Bektaşi Devleti’ projesi, Bektaşilik topluluğu içinde yoğun tartışmalara yol açmıştır.

4 Eylül’de gerçekleştirilen ‘Tarihten Günümüze Anadolu ve Balkanlarda Bektaşilik Forumu’nda, Bektaşiliğin önde gelen temsilcileri, bu konuyu derinlemesine tartışmışlardır. Forumda, Bektaşiliğin mimarı kabul edilen Dedebaba Haydar Ercan’ın, bu yeni oluşuma dair görüşlerini paylaşması büyük önem taşımıştır. Bu tartışmaların merkezinde yer alan ‘Bektaşi Devleti’ fikri, Bektaşilik’in köklerinin manevi ve dini boyutlarını göz ardı ederek, onu siyasi bir proje olarak algılamaya yönelik bir girişim olarak değerlendirilmiştir.

Dedebaba Haydar Ercan’ın Halife Baba Gürkan Özen aracılığıyla okuduğu açıklamada, Bektaşilik’in siyasi bir amaç güttüğü iddiası kesinlikle reddedilmiştir. Açıklamada, Bektaşilik’in Kur’an-ı Kerim’i kutsal kitap olarak kabul ettiği, Hazret-i Muhammed’i mürşit olarak, Hazret-i Ali’yi rehber olarak gördüğü ve Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin felsefesinin temelini oluşturduğu belirtilmiştir. Bu inanç yolunun, manevi otoritesinin siyasi egemenlik anlamına gelmediği, güç ve otoritenin hiyerarşik bir yapıda toplandığı vurgulanmıştır. Bu tür bir siyasi projeksiyon, Bektaşilik’in ruhani özünü zedeleyecektir.

Açıklamanın devamında, Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın, Bektaşilik’in tarihi ve manevi merkezinin Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yer aldığı ve bu merkezin dünyevi siyasi kararlarla başka bir coğrafyaya taşınamayacağı vurgulanmıştır. ‘Baba Mondi’ olarak bilinen Edmond Brahimaj’ın, kendisini küresel lider ilan etmesi, Bektaşilik’in inanç ve hukuk çerçevesinde kabul edilemez bir durum olarak değerlendirilmiştir. Bu tür bir girişim, Bektaşilik’in hiyerarşik yapısına aykırı olup, inancın temel prensiplerine ters düşmektedir. Bu nedenle, Bektaşilik topluluğu, böyle bir oluşumu kesin olarak reddetmektedir.”} 4