İran’ın siyasi arenası, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin son açıklamalarıyla yeniden hareket geçti. Halkın savaşın kaderini belirleme iradesini vurgulayan Ruhani’nin söylemleri, ülkedeki sertlik yanlıları arasında büyük tepkilere neden oldu. Bu durum, eski eyalet valilerinin katıldığı bir toplantıda dile getirilen kritik ifadelerin, İran’ın uzun süren ve zorlu güçlerle olan mücadelelerine dair tartışmayı alevlendirerek, kamuoyunda farklı görüşlerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
Ruhani, ‘Ulusal hedeflerimizi net bir şekilde tanımlamadan, halkın iradesini sorgulamak mümkün değildir’ diyerek, İran’ın önündeki stratejik seçeneklerin, halkın bilgisine sunulması gerektiğini vurguladı. Eski cumhurbaşkanı, 20 yıl daha büyük güçlerle mücadele etme planını, halkın onayına bağlı hale getirerek, geleceğe dair umut ve belirsizlik arasında bir denge kurmaya çalıştı. Ancak bu yaklaşım, sertlik yanlılarının ‘tahammülsüzlük’ olarak nitelendirdiği bir tavır olarak algılanmasıyla tepkiye neden oldu.
Bu tepki, Kayhan gazetesinin baş editörü Hüseyin Şeriatmedari’nin açıklamalarıyla doruk noktaya ulaştı. Şeriatmedari, Ruhani’nin yaklaşımını, ABD ve İsrail’e karşı teslimiyet olarak yorumlayarak, eski cumhurbaşkanı hakkında soruşturma başlatılması çağrısında bulundu. Bu çağrı, Ruhani’nin söylemlerinin, İran’ın ulusal onuruyla çeliştiği ve ülkeyi düşmanların kontrolüne bıraktığı yönündeki endişeleri pekiştirdi. Devrim Muhafızları’na bağlı Tasnim Haber Ajansı da Ruhani’nin açıklamalarına benzer şekilde tepki göstererek, ulusal birlik çağrısının kutuplaşmayı körüklediğini savundu.