Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün, Atlas Çağlayan davası sonuçlandı. Bu üzücü olayda, sanık E.Ç., çocuğun ailesinin yaşamında sonsuza dek iz bırakacak bir trajediye yol açmıştı. Duruşma, mahkemenin gizliliği ve güvenliği konusundaki hassasiyetinden dolayı kamuoyunun ve basın mensuplarının katılımına izin verilmeden gerçekleştirildi.
Savcı, sanığın eylemlerini son derece vahşi ve planlı bir şekilde gerçekleştirdiğini vurgulayarak, en ağır cezaların uygulanmasını talep etti. Mütalaasında, sanığın, küçük bir çocuğun hayatını sonlandırdığı ve bu korkunç eylemin ardından şiddet ve yasa ihlali gibi ek suçları da işlediği belirtildi. Sanığın, duruşmadaki son sözünde pişmanlık duyduğunu ifade etmesine rağmen, mahkeme bu dilekçeyi dikkate almadı.
Mahkeme heyeti, E.Ç.'ye “çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan 14 yıl 9 ay, “silahla tehdit” suçundan 3 yıl 9 ay ve “6136 sayılı Kanun'a muhalefet etme” suçundan ise 4 ay 15 gün olmak üzere toplamda 18 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verdi. Bu kararda, sanığın pişmanlık ifadesinin mahkeme tarafından yeterli bulunmaması ve “iyi hal indirimi” uygulanmaması büyük bir tartışma konusu oldu. Mahkeme, sanığın davranışlarının ciddiyetini ve toplum üzerindeki etkisini göz önünde bulundurarak bu kararı gerekçelendirdi.
Bu karar, aile içi huzursuzluğun ve gençlerin duygusal zorluklarla başa çıkma yetersizliğinin sonuçlarının ne kadar yıkıcı olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Dava, çocuk psikolojisi, aile içi iletişim ve suçluların cezalandırılması konularında önemli tartışmalara yol açacak gibi görünüyor. Sanığın tutukluluğu da devam edecek ve mahkeme, sürecin sonuna gelindiği için sanığın şartsuz salıverilmesine karar vermedi.