Türkiye’nin siyasi atmosferi son zamanlarda yaşanan olaylarla birlikte önemli bir dönüşüm geçirmeye hazırlanıyor. Yeni ortaya çıkan anket verileri, iktidar partisinin bugüne kadar sürdürdüğü stratejilerin artık yeterli olmadığını, hatta aksine bazı noktalarda halkın beklentilerini karşılamakta zorlandığını gösteriyor. Özellikle adalete duyulan güvenin sarsıldığı, davaların ‘siyasi’ olarak algılandığı ve ekonomideki belirsizliklerin halkın kafasını karştırdığı bir tablo oluşuyor.

Kamuoyu araştırmaları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin davalarına yönelik kamuoyunun bakış açısında belirgin bir kaymaya işaret ediyor. Mart ayındaki anketlerde davanın ‘siyasi’ olarak değerlendirenlerin oranı %55,2 iken, Nisan ayına gelindiğinde bu oran %57,7’ye yükselmiş. Bu durum, hukukun üstünlüğüne olan inancın zayıfladığını ve davaların sadece hukuki değil, aynı zamanda siyasi motivasyonlarla şekillendiğini düşünenlerin sayısının arttığını gösteriyor. Davaların ardındaki gerekçelerle ilgili algı, Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını engellemek amacıyla yürütülen bir operasyon olduğu yönündeki düşünceleri güçlendiriyor.

Yargıya olan güvenin erimesi ise anketlerdeki en çarpıcı sonuçlardan biri. 19 Mart’taki tutuklamaların ardından yargı sistemine olan güvenin azaldığı açıkça görülüyor. Nisan 2025’te %62,4 olarak ölçülen ‘güvenmiyorum’ oranı, sadece bir yılın ardından %71,6’ya yükselmiş. Bu durum, özellikle iktidar yanlısı medya tarafından sürekli olarak vurgulanan ‘hukukun üstünlüğü’ kavramının halk tarafından sorgulanmaya başladığını gösteriyor. Halkın bu algısı, siyasi arenada yeni bir dinamik yaratma potansiyeli taşıyor.

Ekonomik zorluklar ve dış politikadaki hamleler arasında, iktidar partisinin karşı karşıya olduğu en büyük sorun, halkın beklentilerini karşılamakta zorlanması. ‘Türkiye’nin en büyük sorunu ekonomidir’ diyenlerin oranı bir ayda %40’tan %52’ye fırlaması, halkın ekonomik konularda iktidara olan desteğinin azaldığını açıkça gösteriyor. Mevcut siyasi manzara, Türkiye’de tek başına iktidar çıkarabilecek bir partinin henüz belirlenemediğini ve bu durumun siyasi istikrarsızlığa yol açabileceğini işaret ediyor. Anket sonuçları, Türkiye’nin geleceği için önemli bir uyarı niteliğinde.