Ahbap Derneği’nin topladığı büyük miktardaki bağışların, dağıtımında ve kullanımında ciddi şüpheleri beraberinde getiren bir tablo ortaya konmuş durumda. Resmi raporlara göre, 4,3 milyar TL’lik bir bağış toplanmış olsa da, bu paranın nasıl harcandığı ve ihtiyaç sahiplerine ne kadar ulaştığı konusunda net bir açıklama bulunmuyor. Bu durum, bağış toplama faaliyetlerinin şeffaflığı konusunda ciddi endişeler yaratıyor.

Soruşturma, özellikle 950 milyon TL’lik büyük nakit çekimlerini ve bu çekimlerin 200 TL’lik banknotlarla taşınması gerektiği bilgisini ortaya koyuyor. Bu kadar yüksek tutarda nakit taşımak için gereken logistik ve güvenlik maliyetleri göz önüne alındığında, bu durumun bağışın nakit olarak dağıtıldığını ve bunun da kontrolsüz bir şekilde harcandığını düşündürüyor. Ayrıca, bu paranın 1 milyar 757 milyon 547 bin 770 TL’sinin çeşitli şirketlere ve şahıs şirketlerine transfer edildiği tespit edilmiş. Bu transferlerin amacı ve bu şirketlerle bağlantılı kişiler hakkında detaylı bir araştırma yapılması gerekiyor.

Özellikle bazı harcamaların, doğrudan mal veya hizmet alımı karşılığında yapılmadığı ve yardımların nakliye sürecinde şahsi menfaat sağlandığı vurgulanıyor. Bu durum, bağışın amacından sapmış ve yetkililerin kendi çıkarları için kullanıldığı ihtimalini akla getiriyor. Bu tür şaibenin, bağış toplama kampanyalarının itibarını zedelediği gibi, toplumun güvenini de sarsmaktadır. Bu tür durumlarda, sivil toplum kuruluşlarının ve bağış yapanların şeffaflık konusunda daha hassas davranması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir.

<

Soruşturma, Haluk Levent ve ekibinin bu tür bir organizasyonla hareket edebilmesinin, topladığı paranın Türkiye’de tutulmasının mümkün olmadığını gösteriyor. Bu nedenle, paranın yurt dışındaki banka hesaplarında veya güvendiği kişilerin hesaplarında saklanmış olabileceği, hatta kripto varlıklara dönüştürülüp soğuk cüzdanlarda tutulmuş olabileceği ihtimalleri değerlendiriliyor. Bu durum, sadece bağışın akıbetiyle ilgili değil, aynı zamanda Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının finansal yönetimindeki riskleri de ortaya koymaktadır. Bu tür şüpheli durumlar, ilgili makamlar tarafından acilen soruşturulmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır. Haluk Levent’in potansiyel ceza tutuklaması, bu tür şüphelerin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.”} 4