Dünyanın dört bir yanından yükselen öfke, reklamcılık sektöründe yaşanan bu skandalın ardından daha da şiddetlendi. Adidas'ın, İsrail'in Gazze'deki saldırılarında yarattığı yıkım ve insanlığa karşı işlenen suçları görmezden gelerek, bir İsrail askerini reklam yüzü olarak kullanması, sadece Filistin halkının değil, insan hakları savunucularının ve vicdan sahibi herkesin tepkisini üzerine çekti. Bu skandal, markaların etik sorumluluklarını sorgulayan ve insanlığın acılarına kayıtsız kalmalarına karşı direnişi temsil ediyor.

Konuyla ilgili ilk açıklamalarda yer alan 15 yaşındaki Ramadan Basal, 20 ameliyat geçirmek zorunda kalmış ve İsrail'in saldırılarında bacağını kaybetmiş. Basal, “Bu firmanın, hayatları altüst olan binlerce çocuktan daha mı önemli? Peki ya suçsuz günahsız öldürülen bebekler ne olacak? Tek suçu Gazzeli olmak olan, saldırılarda kolunu, bacağını kaybeden çocuklar ne olacak? Uzuvlarını kaybeden çocukların hayali ne olacak? Bizim bacaksız yaşamamızın, nasıl hayatta kaldığımızın onlar için hiçbir önemi yok, ben bu reklamdan bunu anladım. Bir kez daha nasıl yok sayılıyoruz görmüş olduk” diyerek yaşanan acılara ve duyarsızlığa sitem etti. 26 yaşındaki Samah Abuovda ise, “Bu reklam filmi, öldürülen çocukların, bebeklerin, kolunu, bacağını kaybeden Filistinlilerin onların gözünde hiçbir öneminin olmadığını bir kez daha tüm dünyaya gösterdi” diyerek benzer duyguları dile getirdi.

UNICEF'in raporlarına göre, siyonist İsrail rejimin Gazze Şeridi'ne yönelik gerçekleştirdiği soykırım saldırılarında 42 bin Filistinli sakat kaldı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Gazze'de Ekim 2023'ten bu yana 5 binden fazla uzuv amputasyonu gerçekleştirilirken, bunun yüzde 20'sini çocuklar oluşturuyor. Bu çarpıcı rakamlar, Gazze'deki sivillerin yaşadığı trajediyi ve özellikle çocukların hayatları üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Bu durum, sadece insan hakları ihlali değil, aynı zamanda küresel bir insanlık meselesi olarak kabul edilmelidir.

Bu skandalın ardından, spor ürünleri devi Adidas'a yönelik boykot çağrıları artarken, İtalyan aktivist Vincenzo Fullone'in “Markalar suçluları seçtiğinde insanlar da direnişi seçer” sözü, bu durumun ne kadarının yaygınlaştığını gösteriyor. Ayrıca, Gazze'deki soykırımına ses çıkarmayan ve İsrail'e desteğiyle bilinen Nike'ın da piyasa değerinde ciddi kayıplar yaşaması, markaların etik sorumluluklarını görmezden gelmenin sonuçlarını açıkça ortaya koyuyor. Bu durum, tüketicilerin bilinçli seçimler yapmasının ve etik değerlere önem veren markaları desteklemesinin önemini bir kez daha vurguluyor.