Türkiye’nin en acil ihtiyaçları karşılamak üzere kurulan sivil yardım kuruluşları, 6 Şubat’taki yıkıcı depremlerin ardından büyük bir dayanışma örneği sergiledi. Ancak, bu dayanışmanın bir kısmının, kamuoyunun hassasiyetlerini istismar ederek, devasa bir yolsuzluk zincirine dönüşmesi, son zamanlarda yapılan operasyonlarla büyük bir şaşkınlık yaratmıştır. AHBAP Derneği’ne yönelik soruşturmanın ortaya çıkardığı bilgiler, bağışların nereye gittiğini ve neden depremzedelere ulaştırılamadığını anlamak için kritik bir dönüm noktasıdır.

Soruşturma, 4.3 milyar TL’nin vatadaşınların helal parasıyla AHBAP’a bağışlandığını, bu paranın büyük bir bölümünün ise depolarda bekleyen ve çürümeye terk edilen yardım malzemeleriyle harcandığını ortaya koymuştur. İzmit’teki depolarda çekilen görüntüler, depremzedelerin temel ihtiyaçlarına cevap veremeyen, en basit malzemelerden hastane tipi hasta yataklarına, müzik ekipmanlarından sanayi tipi donduruculara kadar uzanan, yüzlerce farklı ürünün depolarda çürümeye bırakıldığını gösteriyor. Bu durum, sadece bağışçıların ve depremzedelerin beklentilerini karşılamamakla kalmayıp, aynı zamanda milletin dayanışma ruhunu da sarsmıştır.

Soruşturmanın detayları, 2 milyar TL’nin TOKİ bünyesinde incelemeye alındığını ve yapılan projelerin maliyetlerinin aşırı yüksek ve şüpheli olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, dernekle organik bağı olan kişilerin nakliye şirketleri kurarak yardım dağıtımından kişisel menfaat sağladığı, yardımların faturalardaki miktarlardan eksik çıktığı ve bağışların büyük bir kısmının nakit olarak çekildiği belirlenmiştir. Bu durum, bağışların nereye gittiğinin ve nasıl harcandığının şaşırtıcı bir şekilde karmaşık bir ağa dönüştüğünü göstermektedir.

AHBAP Derneği’ne yönelik operasyon, sadece bir dernekle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda afet yardımlarında hesaplanamayan dönüşümleri ve kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasını da gündeme getirmektedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklaması, bağışçıların insani hassasiyetlerinin sistematik olarak istismar edildiğini ve bu durumun sorumlularının hesap vermeyeceğini belirtmektedir. Deprem felaketinin yarattığı toplumsal etkinin kasten siyasi bir eksene çekilerek bağış kapasitesinin büyütüldüğü vurgulanırken, oluşan kaynağın hiçbir manevi değer gözetilmeksizin şahsi menfaatlere dönüştürüldüğü ifade edilmiştir. Bu, sadece AHBAP Derneği’ne değil, aynı zamanda afet yardımlarında yaşanan tüm yolsuzluklara bir ders niteliğindedir.