Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Trabzon’da hayata geçirilmek istenen devasa havalimanı projesi için önemli bir adımı attı: Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin onaylandığı duyuruldu. Ancak, bu onayın ardından hazırlanan detaylı rapor, projenin uygulanması sırasında dikkate alınması gereken kritik riskleri gözler önüne seriyor. Projenin ilk aşamasında 45 milyar 650 milyon TL’lik bir yatırımın yapılması planlanırken, deniz alanının tamamının doldurulması, bölgedeki ekosistem üzerinde ciddi etkiler yaratma potansiyelini barındırıyor.

Raporda, 2 milyon 962 bin metrekarelik deniz yüzeyinin 97 milyon ton malzeme ile doldurulması gerektiği belirtiliyor. Bu işlem, mevcut havalimanının kotunu yükseltmek için 13 milyon ton kazı ile desteklenecek. Ancak, rapor, dolgu işleminden kaynaklanabilecek potansiyel sorunlara dair endişeli bir değerlendirme sunuyor. Şişme, oturma, taşıma gücü, sıvılaşma ve deniz suyu etkileşimi gibi mühendislik problemlerinin oluşabileceği vurgulanıyor. Özellikle beton ve çelik yapılar üzerinde deniz suyunun olumsuz etkilerine dikkat çekiliyor. Bu durum, projenin uzun vadeli dayanıklılığını ve yapısal bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit ediyor.

Rapor, dolgu malzemesinin kaynağına dair belirsizlikleri de gündeme getiriyor. Malzemelerin hangi ocaklardan temin edileceği, nakliye güzergâhlarının belirlenmesi ve günlük dolgu ihtiyacı (yaklaşık 93 bin ton) gibi konularda net bir planlama yapılmamış. Projenin 75 kamyonla gerçekleştirileceği ve bazı malzemelerin deniz yoluyla taşınacağı belirtiliyor. Ayrıca, havalimanı mendireği ile 100. Yıl Balıkçı Barınağı arasındaki 50 metrelik alanda akıntı, türbülans ve sediment birikimi gibi ekolojik risklerin de göz ardı edilmediği vurgulanıyor. Bölgedeki 167 kuş ve 34 balık türünün hassas kategoride yer alması, projenin biyolojik çeşitliliği nasıl etkileyeceği konusunda önemli bir uyarı niteliğinde.

Son olarak, ÇED onayı alınmış olsa bile, projenin uygulanması için gerekli olan imar planı ve uçuş güvenliği planı (mania planı) henüz onaylanmamış durumda. Mevcut havalimanında yaşanan sorunlar, 2007 sonrasında yapılan genişlemeler ve 2020’de yaşanan pist yenileme sürecinde ortaya çıkan çatlaklar ve çökmelerle ilgili endişeleri de beraberinde getiriyor. Rapor, mevcut pistteki deformasyonların artışını da göz önünde bulundurarak, projenin benzer sorunları yeniden yaşama potansiyelini vurguluyor. Bu durum, projenin uygulanması sırasında alınması gereken tedbirler konusunda dikkatli bir yaklaşım gerektiğini gösteriyor.”} attı. Ancak, bu onayın ardından hazırlanan detaylı rapor, projenin uygulanması sırasında dikkate alınması gereken kritik riskleri gözler önüne seriyor. Projenin ilk aşamasında 45 milyar 650 milyon TL’lik bir yatırımın yapılması planlanırken, deniz alanının tamamının doldurulması, bölgedeki ekosistem üzerinde ciddi etkiler yaratma potansiyelini barındırıyor.

Raporda, 2 milyon 962 bin metrekarelik deniz yüzeyinin 97 milyon ton malzeme ile doldurulması gerektiği belirtiliyor. Bu işlem, mevcut havalimanının kotunu yükseltmek için 13 milyon ton kazı ile desteklenecek. Ancak, rapor, dolgu işleminden kaynaklanabilecek potansiyel sorunlara dair endişeli bir değerlendirme sunuyor. Şişme, oturma, taşıma gücü, sıvılaşma ve deniz suyu etkileşimi gibi mühendislik problemlerinin oluşabileceği vurgulanıyor. Özellikle beton ve çelik yapılar üzerinde deniz suyunun olumsuz etkilerine dikkat çekiliyor. Bu durum, projenin uzun vadeli dayanıklılığını ve yapısal bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit ediyor.