Türkiye imalat sektörü, küresel ticaret akımlarının getirdiği zorluklara karşı, Mart 2026’da İSO Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi ile önemli bir değerlendirme aldı. Endeksin 50,3 ile sonuçlanması, sektör temsilcileri için bir uyarı sinyali olarak karşımıza çıkarken, aynı zamanda geçmişte yaşanan iyileşme trendlerinin de yavaşladığını gösteriyor.
Endekste 50’nin üzerinde bir değerin, ihracat pazarlarında iyileşme anlamına geldiği, 50’nin altında ise bozulmayı gösterdiği hatırlatılmalı. Mart ayındaki 52,1’lik seviyeden gerileme, ihracatçıların dikkatli olmaları gerektiğini, çünkü güçlenme sürecinin en düşük oranında gerçekleştiğini ve genel olarak piyasadaki belirsizliklerin devam ettiğini işaret ediyor. Bu durum, sektörün öngörülen büyüme hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabilir.
Rapor, büyük ihracat pazarlarındaki gelişmelerle de dikkat çekici bir tablo çiziyor. ABD’de üretim artışı yavaşlarken, Almanya’da büyüme ivmesi kaybederek ılımlı bir seyir sergiledi. Birleşik Krallık’taki ekonomik aktivite ise yatay seyirle sınırlı kaldı. Bu durum, özellikle Avrupa’nın genel ekonomik durumuyla ilgili endişeleri de beraberinde getiriyor. Rusya’da ise üretimde hafif bir gerileme gözlemlenirken, İtalya ve Fransa’da düşüşler devam etti. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler, Birleşik Arap Emirlikleri’nde büyümenin yavaşlamasına neden olurken, diğer ülkelerde de üretimin azalmasıyla karşı karşıya kalınmıştı. Singapur, Hindistan, Tayland ve Uganda gibi ülkeler ise ihracat potansiyeli yüksek pazarlar olarak öne çıkarken, Türkiye imalat sanayi ihracatındaki payları henüz yeterli seviyede değil.
S&P Global Market Intelligence’den Andrew Harker’ın değerlendirmesi, sektör temsilcileri için kritik bir mesaj içeriyor. “Orta Doğu’daki savaşın bazı ülkelerde ticareti aksatması ve fiyatları artırması, küresel talepte büyümenin yavaşlamasına neden oldu” sözleri, küresel ekonomideki belirsizliklerin devam ettiğini ve Türk ihracatçılarının önümüzdeki aylardaki performansının, bu savaşın süresine ve tedarik zincirlerinin ne kadar hızlı toparlanabileceğine bağlı olduğunu vurguluyor. Bu nedenle, Türk imalat sektörü, gelecekteki stratejilerini bu faktörlere göre şekillendirmeli ve risk yönetimi konusunda daha dikkatli davranmalıdır.”}JRón