Şehrin en merkezi noktasında, St. James Kilisesi'nin gölgesinde, beklenmedik bir keşif yapıldı. Vlasmarkt meydanında yeni bir ağaç dikme planı başlatılırken, kazı ekibi toprak altında derinlere indikçe, tarihin sessiz tanıkları yüzeye çıktı. İlk başta sadece bir mezar olabileceği beklentisiyle başlayan çalışma, kısa sürede binlerce insan kalıntısının ortaya çıkarılmasıyla devasa bir arkeolojik buluntuya dönüştü.

BAAC Vlaanderen ekibi, deneme alanı olarak 2 metrekarelik bir bölge açtı ve hemen ardından dört iyi korunmuş mezar ile karşılaştılar. Ancak bu ilk buluşma, sadece bir başlangıç olduğunu gösterdi. Daha detaylı sondajlar, mezarların yalnızca yüzeyin üzerinde olduğunu ortaya çıkardı. Toprağın derinliklerine indikçe, mezarlar beş ayrı katmana yayılmış bir şekilde keşfedildi. Bu katmanlar arasındaki yoğunluk, yaklaşık 20 kişinin bu küçük alanda gömüldüğünü tahmin etmelerine neden oldu. Ancak, hesaplamalar devam ederken, bu sayı 240'a kadar yükseldi. Bu rakam, tek tek sayılan iskeletlerin toplamını ifade etmiyordu; daha ziyade, alanın tamamında olası gömülü insan sayısına dair bir tahmindir.

Kazı alanı, ağacın dikileceği 23 metrekarelik alana kadar ilerlemediği için, Vlasmarkt'ın geri kalanında kaç mezar bulunduğunun henüz belirlenmediği açıklandı. Bölgenin 11. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar uzun bir dönem boyunca mezarlık olarak kullanılmış olması, mezarların farklı katmanlarda üst üste yerleşmesinin nedenini açıklıyor. Bu uzun süreçte, aynı alanın defalarca gömü için kullanılmış olması, arkeologların bu kadar yoğun bir buluntuya ulaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Buluntuların korunmuşluğu, kalıntıların günümüz yüzeyine oldukça yakın seviyelerde bulunması, keşfin önemini daha da artırmıştır.

Gent Belediyesi, buluntuları çıkarmak yerine, bulundukları yerde kalıntıları koruma kararı aldı. Kazılan bölge yeniden kapatılarak, ağaç dikme planı da iptal edildi. Bu yaklaşım, ağacın köklerinin ilerleyen yıllarda mezarlara ve insan kalıntılarına zarar vermesini engelleyecek, böylece tarihi mirası koruma altına alacaktır. Bu beklenmedik keşif, şehrin geçmişine dair yeni bir perspektif sunarken, aynı zamanda insanlığın ortak mirasının korunması konusundaki hassasiyetin önemini bir kez daha vurgulamaktadır.