Galápagos Takımadaları’nın incisi Santiago Adası, 20. yüzyılın ortalarında başlayan bir olayın ardından beklenmedik bir dönüşümün kurbanı oldu. Yerleşimcilerin ihtiyaçlarını gidermek amacıyla adaya getirilen yaklaşık yüz keçi, hızla adanın ekolojik yapısını değiştiren bir felaketin habercisi oldu. Bu beklenmedik durum, adanın karmaşık biyolojik dengesini derinden etkileyecek, uzun vadede yıkıcı sonuçlar doğuracaktı.

Başlangıçta sorunsuz bir şekilde çoğalan bu keçi sürüsü, adanın besin zenginliği ve yırtıcı hayvan olmaması gibi avantajlarından yararlanarak inanılmaz bir hızla büyüdü. Yirmi beş yıl içinde, bu küçük başlangıç, 250 bin civarında bir popülasyona ulaşarak adanın doğal yapısını tehdit edecek boyutlara ulaştı. Keçilerin aşırı otlama alışkanlıkları, adanın bitki örtüsünü tahrip etti, toprağı erozyona uğrattı ve adanın özgün yaşam formlarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.

Bu kritik durumu fark eden Galápagos Ulusal Parkı ve Darwin Vakfı,